ADİL YÜREKLİ - "AKLIMA GELMİŞKEN..."


SINIF SINIF!

Siz hala Amerikanlaştıramadıklarımızdan mısınız? O zaman biraz daha bekleyin. Köylere kadar gireceğiz! O zaman Amerikanlaşmayan kalmayacak!


Bunu neden söylüyorum? Amerikanlaşmak ne demek? Kısaca şöyle izah edeyim: Dünyada her ülke ya da kültürün bir takım kendine has nitelikleri olur. Bize ait geleneksel davranış ve yaşam karakterleri de elbette var. En azından vardı!... Misal; Avrupa kültüründe sınıf bilinci vardır. Evet evet, hala var. Yani Aristokrat zümre, Burjuva ve işçi sınıfı temelli bu sınıflar varlığını hala koruyor. Yaşamaya devam ediyorlar. Kölelik sistemi nispeten reel zeminde varlığını kaybetmiş. Farklı hallerde karşımıza çıkabiliyor. Ancak, kendine yeterli manevra sahasını bulabilmiş değil. Asya’ da ise sınıflar yerine katmanlar var. Kşadriyalar veya Plepler vs… diye adlandırılan halk tebaası ve yönetenler… Tarih derslerinden aklımda kalanlar. Ne kadar doğru yazdım bilemiyorum. Neyse, bunlar   Off the Record olsun bari. Peki Amerika’ da durum ne? American Life Style nedir? Yani Amerikan Hayat Tarzı! Temelinde ne yatar? Bunu anlamak yeterli. Az önce bahsettim kısaca. Avrupa da sınıf bilinci var. Aristokrat zümre… Mesela bu adamlar, ekonomik gücü ellerinde bulundururlar. Ama üreterek! Bankaları vardır, fabrikaları vardır vs… Ancak; bu zümre sanattan da anlar. Sanata ve sanatçıya kıymet verir. O yüzden Avrupa da seçkin üniversitelerde, öğrencilerin tamamına yakını sanat alanında bir branşta uzmanlaşmıştır. Ya müzik, ya resim, ya tiyatro ya …vs… İcra makamı olamamışsa da, teorik olarak yetkindir ve profesyonel bir izleyici olmuştur. Geride bıraktığımız tarihsel süreçten de sanat vesilesi ile istifade ederek bugünü anlamlandırmada sorun yaşamaz. Ülkesinde ve ülkesinin ilişkili çevresinde de sanat kıymet değer olduğu için, her daim bundan faydalanır. Kendi şahsi çevresinde de sanatkarlar vardır. Onlara değer verir, sorunları varsa gidermeye çalışmak onun ana misyonlarından birisidir. Çünkü böyle yetişmiş ve sanatın ana damarlarından beslenerek bu günlere gelmiştir.

Amerika da ise durum bundan çok daha farklıdır. Amerika da tek değer verdır. MALİ değer! Evet, yani cüzdanınız ne kadar şişkinse o kadar varsınızdır. Eğer cüzdanınız boş ise, siz de boşsunuzdur. Paranız varsa varsınız, yoksa olmasanız da olur… Amerika böyledir. Sanatla mı uğraşıyorsunuz? Ne yapıyorsunuz dan önce, ne kadar kazanıyorsunuz diye sorarlar size! Eh işte dediniz mi, o yaptığınız sanat mı zanaat mı her ne ise hiçbir kıymeti harbiye si yoktur kimsenin gözünde! Para tek gerçekliktir! Yeşil dolarlarla ne kadar çevrelenmişseniz, o kadar değer bulursunuz toplumda! Kim olduğunuz, ne tahsili yaptığınız, ne kadar kitap okuduğunuz, hangi sanat dalları ile haşır neşir olduğunuz gibi ayrıntılar, gereksiz ayrıntılardır. Yıllık bilmem kaç yüzbin dolar kazanamıyorsanız eğer, sizin öneminiz, sokakta yaşayan köpek kadardır! Çünkü Amerika, para ile kurulmuş, merkezi ve temelleri FED denilen Federal Rezerv adındaki, bizim bildiğimiz merkez bankası üzerine inşa edilmiştir. Parayı Amerika’dan söküp alırsanız, 6 ay a kalmaz dağılır giderler. O yüzden dünya ekonomisini dolara endekslemek için 120 yıldır atmadıkları takla, yemedikleri herze kalmadı. Kendi değerlerini bir kenara koyarak unutan toplumları da Amerikanlaştırmaya devam ediyorlar. Genel başlıklar halinde durum bundan ibaret.

Şimdi dönüp bakalım kendimize. Türk toplumu ne idi, ne oldu, ne olmaya doğru gidiyor? Kısaca bakmaz yetecek aydınlatmaya birbirimizi. Aslında yukarıdaki paragrafta Amerika yerine Türkiye ibaresini kullanırsak, ne demek istendiğini çok daha iyi anlayabiliriz. Ne yazık ki gerçek artık bu! Oysa bizim de Avrupa gibi sınıf bilincimiz vardı bir zamanlar. Ancak bizdeki sınıfsal yapı, inanç temelli idi. Yani Müslüman olmak demek, en üst seviye demekti. Çünkü bizim inancımızda, Allah’ ın vaadi, Müslüman olmak üzereydi. Allah bizlere müjdeleri Müslüman olmak üzere veriyordu Kur’ an da. Doğrusu da bizim için buydu. Yani, Müslüman olmak demek, en imtiyazlı olmak demekti. Misal, 1453 ten sonra İstanbul’ da, hiçbir gayri müslim, Müslüman birisinin önünden at üzerinde geçemezdi. Çünkü üstün olan inanç, Müslüman olarak aidiyet hissedilen İslam dı. Bugünden bakıldığında bağnaz bir davranış ya da yapı olarak görülebilir. Ama o dönem için doğru olan buydu. Dahası, bugün zannedildiği gibi de, Osmanlaı tebaası olan halk, öyle Padişah a falan da çok hörmet etmezdi. Halkın saraydan tek bir isteği vardı. Sen beni Müslüman olarak en üstte tut, ben de sana vergi ve asker vereyim. Yapı bu kadar basitti. Yüzyıllarca da bu yapı böyle devam etti. Meşrutiyetlere, tanzimatlara kadar böyleydi. Sonra temel yapıyı değiştirmeye başladılar. Zannedildiği gibi bu yapı, son 150 yılda değil, çok daha önce mutasyona uğratıldı. Değişim öyle son 1 buçuk asırda falan olmadı. Çok daha evvel başladı. Yani modernizm ile bu mutasyon baş gösterdi. Bizde buna ya ayak uyduramadık, ya da çok daha fazla içine gömüldük. Bunu tarihçiler ve siyaset bilimciler yorumlasın. Ama olan şu. Biz her geçen zaman içinde Amerikanlaştırıldık. Bizim de toplum değerlerimiz hızla mutasyona uğradı, uğratıldı. Para, tek değer haline geldi. Parası çok olanlar, parası olmayanları sahiplendiler. Zengin olanlar; müslim ya da gayri-müslim fark etmez; söz ve makam sahibi konuma geldiler. Hülasa; siz bunun neresindesiniz? Önemli olan bu. Siz hala Amerikanlaştıramadıklarımızdan mısınız? Ne mutlu size!

  • Pazar 28 ° / 21 ° Güneşli
  • Pazartesi 26 ° / 18 ° Güneşli
  • Salı 26 ° / 21 ° Fırtına

İstanbul

27.09.2020

  • İMSAK 05:25
  • GÜNEŞ 06:50
  • ÖĞLE 13:00
  • İKİNDİ 16:21
  • AKŞAM 19:01
  • YATSI 20:20