Zeynep Çay


İNSAN, SADECE İNSAN!

Alevler yükseliyor, çığlıklar artıyor. Duvarın arasında sevinen insanlar görüyorum. “Bir zafer mi kazanıldı, neler oluyor?”


Aman Allahım, sevinç gösterisi yapıyorlar, neden mi seviniyorlar? Duvarın arkasında çocuklar ölüyor, etraf kan ve barut kokuyor. Masumlar, kadınlar, yaşlılar, etrafa saçılan insanlar..

Yanlış duymadınız, birileri duvarın öteki tarafındaki çocukların, insanların ölmesine, duvarın diğer tarafında seviniyor.

Bir duvar var; ruhları, kalpleri, bedenleri ortadan ikiye bölüyor, parçalıyor. Bütün merhamet ve insanlık derin bir kan tarlasında yürüyor. Cehennem burası.

Barış, merhamet, insan olmak hepsi sanki küçücük bir kartopu gibi yavaş yavaş eriyor, geriye kalan çamur deryası.

Kudüs’teki bombalarla sarsıldık yine bu hafta, masum bebelerin ağlamaklı yüzleri karıştı kanlı, kirli emellere. Kutsala, kutsal olan günde el uzatıldı ve bir başkaları, bir diğerlerinin kutsalını, emanetini hiçe saydı ve bir başkaları ya sessiz kaldı ya da sevindi.

Kan istiyorlardı. Bitmek bilmeyen hırsları ve intikam duyguları güzel ve masum olan ne varsa kirletmek üstüne planlanmıştı.

Birileri sessiz kaldı ama birileri özellikle sevindi. Sosyal medyada, çoğumuz sesimizi, çığlığımızı duyurmaya çalıştık ama yine nefret duyguları ağır bastı, yine tutamadık kendimizi ve o masumları bombalayanlardan bir farkımız kalmadı çoğumuzun. Bir insandan, mutasyona uğrayıp bir canavara dönüşüverdik.

Çünkü herkes aynı fikirde olmak zorunda, değil mi? Aynı rengi sevmek, aynı ideolojiyi savunmak, aynı şeye inanmak zorunda. O duvarının arkasında masum çocukların ateşler içinde yanmasına sevinenler, bu fikri iddia edenler, bunun için saldırıyorlar, peki ya buradakiler? Yıllarca ‘Nazizim’ baskısı ve zulmü altında soykırıma uğrayan bir halkın kurduğu devletin insanlarının sırf inanışları, ideolojileri farklı diye başkalarının ölmesine, üstelik masum şekilde ölmesine sevinmesini dehşet içinde izledim ama sadece dişe diş gösterip 21. yüzyılın en büyük canisi Hitler’i haklı bulup ‘sabun kokulu yahudiler’ diye başlık atanları gözyaşları içinde izledim.

Bunları, tamamen tarafsız olarak yazıyorum çünkü ancak tarafsız olduğumuzda daha iyi dokunabiliyoruz.

Bir kaç yıl önce bombalar yüzünden, Kudüs’e gidememiş, toplama kampında insanlığından utanmış, Bosnalı İbrahim’in hikâyesini dinlediğimde onun gözlerine bakamamış bir kadın, sadece bir insan olarak yazıyorum ve ne yazık ki İsrail’in politikasını savunan Biden’in ülkesinde yazıyorum.

İnsani acılar çok büyüktür ama insan karşısındakini her koşulda anlayabildiğinde, acısının en yakınına dokunabildiğinde insandır.

Gözlerinizin asla ‘Müslümanı olmaz ve elleriniz ‘Yahudi’ değildir. Kulaklarınız ‘Hristiyan’ olamaz ve siz sadece merhametiniz oluğunu müddetçe insansınız sadece insan.

Size, Roman Polanski’nin ‘Piyanist’ filminin efsaneleşmiş bir repliğiyle iyi haftalar diliyorum;

Wladyslaw Szpilman: “Ben bir yahudiyim bana neden yardım ediyorsun?”

Alman Subay (Wilm Hosenfeld): “Sen Tanrı’ya dua et, onun merhameti değil mi bizi ayakta tutan!”

İyi hafta sonları efendim.

Zeynep Çay – İstanbul Gündemi

aldorionlarien@gmail.com

 

  • Perşembe 0 ° / 0 ° Yok
  • Cuma 31.4 ° / 23 ° Açık hava
  • Cumartesi 32.1 ° / 23.4 ° Dağınık bulutlar

İstanbul

24.06.2021

  • İMSAK
  • GÜNEŞ
  • ÖĞLE
  • İKİNDİ
  • AKŞAM
  • YATSI