DR. FAHRİ ARSLAN


EN BÜYÜK HIRSIZLAR

En büyük hırsızlar deyince herhalde Gaziantep’te canları çektiği için baklava çalan çocuklar aklınıza gelmiyordur.


Bir de bilinen patron sınıfı var.

Artı değer sömürüsüyle hırsızlığın âlâsını yapan sınıf.

Artı değer sömürüsünü bilmeyenler için son örnekte bir parantez açacağım.

İlki İstanbul büyükşehir belediyesi.

İstanbul’da yaşadığım için bu büyük hırsızlığı gözlemleme fırsatım oldu ve muhtemelen tüm büyük şehir belediyeleri bu büyük hırsızlığa imza atmıştır. Yani meselem belediyenin en tepesindeki şahsiyetle ilgili değildir.

İstanbul büyükşehir belediyesi ve diğer tüm ilçe belediyeleri çoğu hizmetlerini gece ya da akşam 17.00 den sonra icra eder.

Bunun gerekçesi ise akla yatkındır.

Yani trafiğin az olduğu zamanlarda yol bakımı vs.

Peki bu mesai saatleri dışında yapılan işlerde herhangi bir iş kazasında ya da meslek hastalığında işçi tedavi için nereye gider.

Tabii gece açık acillere.

Biz görevimiz gereği acil müdahalemizi yaparız.

Sonra işçi hastalığından bağımsız olarak istirahat raporu ya da iş kazası tutanağı ister.

Bu talebinin acil bir şey olmadığını belirten hekime terbiyesi müsaade ettikçe tepki verir

"Ben bu halde nasıl çalışacağım" diye.

Şimdi ben soruyorum İstanbul’un nerdeyse en büyük ekonomisi hatta belki Türkiye’nin, işlerinin çoğunu mesai saatlerinin dışında yapan bu kurumlar nasıl olur da bu saatlerde bir ya da birkaç tane hekim istihdam etmez?

 Haftanın sadece 1 günü o da yarım gün işyeri hekimliği ile işçilerinin sağlık ihtiyacını karşılayabilir mi?

24 saat hizmet verebilecek kurum ya da işyeri hekimi istihdam etmenin maliyeti nedir?

Diğer en büyük hırsız sgk, sosyal güvenlik kurumudur.

Bu kurum her ay, işçilerden mütemadiyen belli miktarda prim keser.

Bu kestiklerinin karşılığı olarak ne ödemeyi vaat eder?

Sağlık hizmeti ve emeklilik.

Emeklilikte ne geri ödediği tartışmasına girmeyeceğim ama bir gerçek var ki vaat edilen, karşılığı maddi olarak alınan sağlık hizmeti verilmez. İşçi ya da yurttaş hastalandığında ilgili hekime randevu bulamaz ya da 2 ay sonrasına buldu diyelim doktorun istediği tahlil, görüntüleme ya da invaziv (girişimsel) işlemler için ya aylarca beklemek zorundadır ya da ücrete mukabil bu işlemi yapar, yaptırır.

Bunu yapamayanlar ya da bekleyemeyenler acil servislerde işlerini görmek istediğinden bu durumlara vakıfım.

Üstüne bir de sağlık bakanlığının plansızlığı eklenince tablo kabarır.

Buradan da acil serviste bir sürü hır gür çıkar.

Bu düpedüz soygundur, milyonlarca insanın kazıklanmasıdır.

Sgk asli görevini yerine getirmez iken emekçiler sigortalı çalışsın diye Avrupa birliği destekli güvenceli istihdam reklamları yapar.

 Başta bilmeyenler için artı değeri açıklayacağım demiştim. Sermaye sahibi sattığı metadan elde ettiği ücretten masraflarını çıkardıktan sonra kendi kârını da alıp kalan miktarı işçiye ücret olarak verir. İşçinin ürettiği patronun kâr diye cebe attığı miktar Marks izimde artı değer diye adlandırılır.

Patron sınıfının zenginliğinin kaynağı budur.

Sgk da topladığı primlerle bir miktar mükellefin ihtiyacını karşılar. İşte ihtiyacını karşılamadığı mükelleflerinden aldığı para artı değerdir.

Bunlar yani belediyeler ve sgk bir kamu kuruluşu iken kârları büyük sermaye grupları olan Koçlar Sabancılar ile yarışır.

Bu kârlarını nereye aktarırlar bu yazıya sığmaz ama bir soruyla bu makaleyi sonlandırayım.

Acaba bu şekilde kâr etmeyi sermaye sınıfından mı öğrenmiştir bu kurumlar?

 

Dr. Fahri ARSLAN

faxri078@gmail.com

  • Cumartesi 18 ° / 12 ° Parçalı bulutlu
  • Pazar 17 ° / 12 ° Fırtına
  • Pazartesi 17 ° / 11 ° Parçalı bulutlu