Adil Yürekli - "Aklıma Gelmişken..."


DİLEMMA

Dilemma, bir ya da birkaç “şey” yahut, olay vs. hakkında çatışma yaşama durumu denebilir.


Modern çağda, modern insanın dilemma ile sarmalanmış hayatını göz önüne alırsak, günlük hayatın meşru bir parçası olduğu hususunda herhalde hemfikir olabiliriz hep birlikte. İnsan, eşya ile olan ilişkisinde, menfaat üzere bir yapı inşa ettikçe, sorun ve çözümsüzlük ikiz kardeşler olarak peyda olmaya devam edecek gibi görünüyor. Çünkü, menfaat dediğimiz şeyin, eşyadan eşya dilemek olduğunu, bunun insan ve insan ilişkilerine onarılmaz derecede hasar verdiğini söyleyebilmek için dahi olmaya gerek yok. O halde, çözümsüzlük sarmalında debelenmeye devam mı edeceğiz? Evet, görünen o.

Covid, yahut Corona ya da adı her ne haltsa; salgın başladığı günden bu yana; evvela ülke için, ardından yaşadığımız kent için, sonra daha lokal bir alan ve en nihayet kendi hanemiz ve hatta ve hatta şahsımızın biyolojik sağlığı için endişelenmeye başladık. Enformasyon konusundaki kaos ve dezenformatik faaliyetleri de katarsak, herkesin kafası allak pullak oldu. İnsanlar ekonomik sıkıntılarını, sağlık sıkıntılarından daha önemli gördükleri için, vaka sayılarının arttığına tanık olduk. Ama her artışta olduğu gibi, hatta salgının ülkeye yayıldığı ilk zamanlarda olduğu ve “yapılamadığı” gibi, yanlış ve hatayı halka yüklemekten hiç gocunmadılar! Mesafenizi koruyun, maskenizi takın. Hani şu, bir türlü dağıtamadıkları maskelerden bahsediyorum. Bunu söylemekten öte, insanların toplu halde yapmak zorunda kaldıkları eylemleri seyrekleştirebilecek politikalar ve ekonomik çözümler üretilebildi mi? Hayır. Efendim, neymiş, salgına karşı en başarılı mücadeleyi bizim devletimiz veriyormuş muş! Yiyen yedi. Yemeyen sustu, ya da konuşsa da etkili olamadı. Neyse. Bunlar o kadar da önemli değil. Şimdiki başlık “AŞI”. Bakalım, aşı konusunda neler dönecek, neler olacak, nasıl olacak, nasıl yapılacak, hep beraber göreceğiz.

Aşı için her türlü komplo teorisi üretildi, üretilmeye de devam ediyor. Ney, ne kadar doğru, bilmiyoruz. Bilemeyeceğiz de. Aşı konusunda devletin bir yaptırımı olmaz ise, isteyen olacak, istemeyen olmayacak. Peki, istemeyenler, neden istemeyecek? Bill Gates yüzünden mi? Yoksa yakın zamanda İtalyan bir akademisyenin, “aşı, bağışıklık sisteminizi çökertecek. Bir sonraki salgında aşı olan insanların çoğu hayatını kaybedecek.” demesi mi? Her şey olabilir. Kim bilir. Ama aşı konusunda insanların bir ikilem yaşaması kaçınılmaz olacak. Esas olan ise, eski günlere dönebilme arzusu. İnsanları ikna etmenin en kolay yolu ancak bu olabilir. Ama en yetkili ağızlardan bile kaç kere duydum, sayısını hatırlamıyorum: “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!” Olmayacakmış! Neden? Çünkü Yeni Dünya nın ağababaları istemiyorlar! Herifler, yahut hanım ablalar dünya nüfusunu fazla buluyorlar. Azaltmak niyetindeler. Savaş çıkartarak milyonlarca insanı öldürdüler yüz yıldır! Ama kana doymuyorlar. Bu kez virüsle işini bitirmek niyetindeler insanların. Üretime katkısı olmayan, emekli, kronik hasta, baki sakatlığı olan insanlar başta olmak üzere, çok fazla insanın yok olmasını istiyorlar. Bunları ben söylemiyorum. Açın youtube yi, açın interneti, bakın. Yığınla komplo teorisi var. Hangisinin gerçekle bağlantısı güçlü, siz karar verin. Yahut, boş verin bütün bunları. Güzel bakın, güzel düşünün, pozitif olun benim gibi. İnanmayın hiçbirine. Ya da, en az kötüler kadar iyi insanların da varlığına ve etkinliğine inanarak cesaret ve umut pompalayın kalbinize, zihninize. Gelecekten haber alamayız. Ancak tahmin edebiliriz. Fakat geçmişte neler olduğunu, hala öğrenme şansımız var.

İsteyen istediğine inanmakta özgür. En azından teoride durum bu. Bekleyip, göreceğiz. Ak mı Kara mı gelecek. Niyet etmek, umudu yitirmemek önemli. Ama şu bir gerçek ki, bu salgında bir çok insanın aile yuvası, işi gücü büyük zarar gördü. Umarım hepsi artık düzelme yoluna girer. Sağlıklı yıllarınız olsun.

adilyürekli42@hotmail.com

  • Pazar 13 ° / 8 ° Bulutlu
  • Pazartesi 13 ° / 7 ° Sağanak
  • Salı 13 ° / 7 ° Sağanak