Zeynep Çay


Çaresiz Şövalye

Bazen, insanlar kaybolur. Kadınlar, erkekler bir anda kaybolurlar.


Zamanın içinde zamansızlık gibi bir şey bu.  Nereye gidiyor bu insanlar, nereye kayboluyorlar? Oysaki durdukları yerdeler. Her gün işlerine gidiyor, masalarına oturuyor, akşam evlerine dönüyorlar. Her akşam ışıkları yanıyor evlerin, peki ışıkların ardında ki yalnızlık?

Koskoca bir boşluğu doldurmaya çalışıyoruz hepimiz, önceki hayatımızın hatalarını sürüklemeye çalışıyor yorgun ayaklarımız da. Ahhh, bir kabullenebilsek aslında yanlışlığımızı ve yalnızlığımızı. Ne kadar yalnızız!!! Kalabalıklar arasında tel başına, anlaşılmaz olmak bizim yalnızlığımız. Ne kadar çaresiz birer şövalyeyiz aslında. Boşluk en büyük düşmanımız.

Biz, kendi yarattıklarımızla savaşan birer Don Kişot’uz. Beynimizin yarattığı korkunç gölgelerin hayalleriyle, arsız hayaletlerle savaşıp duruyoruz gece ve gündüz.

Kabullenemiyoruz, haksız olmak istemiyoruz bile bile, oysa bir kabul etsek kabullenişin ‘teslimiyet’ rahatlığına bir ulaşsak nasıl kuş gibi olacağız, bir anda kanatlanıp uçacağız gökyüzüne ya da bir tüy gibi hafif olacağız. Özgür ve hafif.

Biz saklıyoruz, sanırım bu coğrafyanın kadim kaderi bu ‘saklamak ve saklanmak’. Hepimiz gözyaşlarını saklayan birer denizkızıyız. Suyun içinde, iki damlayı sudan saklıyoruz. Hepimiz kumlara gömdüğümüzü sanıyoruz kendimizi oysa öyle açık ki gözyaşlarımız. Kaderimiz, sanki avuç içlerimizde gizli gibi sımsıkı kapatıyoruz onları görmesin, bilmesinler diye.

Bu toprakların sırları var, tıpkı bizim gibi. Rüzgârlı bir havada fısıldıyorlar aşklarını, nefretlerini, haksızlığı, kederi ve kaderi.

Bilsek, duysak, kulak versek yardıma koşar mıyız çağrılarına?

Peki, biz? Kim duyacak bu hıçkırıklarımızı, kim bilecek gece ıslanan yastığımızı?

Sevgi, aşk biraz olsun sevilme arzusu ya bizim sevdiklerimiz, uğruna her şeyden vazgeçmeyi göze aldığımızı bilmeyenler. Kim duyacak bizim şarkımızı?

Bilmiyorum, gün gelir ‘sirenler’ gibi söyler miyiz şarkımızı, gün gelir haykırır mıyız içimizde olanları gerçek sahiplerine? Bilmiyorum, hayat bir belirsizlikte akarken hala saklıdır gözyaşlarımız. Saklayan ve akan suyun altında ağlayan her kadın anısına.

‘Dün gelir, dalgalar duyurur sesini, dün gelir duyar denizcin seni.

İçini ferah tut, güneş seninle ve köpüklü dalgalar da.’

Bazen, birileri kaybolur. Hep kaybolur ve birileri içimizde ölür. Elbet her ruhun vardır bir yürek acısı. Bütün yürek acılarına, bütün imkânsız aşklara ve henüz söylenmemiş bütün sözlere.

İyi haftalar dilerim bütün kalplere.

Zeynep Çay – İstanbul Gündemi

aldarionlarien@gmail.com

 

  • Cumartesi 14.4 ° / 9.6 ° Moderate rain
  • Pazar 13.6 ° / 10.8 ° kırık bulutlar
  • Pazartesi 16.7 ° / 13.4 ° Dağınık bulutlar