ŞEKER HASTALIĞI ADI GİBİ ŞEKER DEĞİL

Pankreasın yeteri kadar insülin üretememesi ya da ürettiği insülini etkili bir şekilde kullanamaması sonucu oluşan, halk arasında bilinen adıyla‘ ‘Şeker Hastalığı’ çağımızın en büyük sorunları arasında yer alıyor.

Şeker, nişasta ve diğer besinleri günlük yaşam için gerekli enerjiye dönüştürmek için pankreasta üretilen insülin hormonuna ihtiyaç vardır. Şeker hastalarında ya pankreas insülin yapmaz ya da vücut insülini düzgün kullanamaz. İnsülin olmazsa, vücudun ana enerji kaynağı olan şeker kanda birikir.  Normalde açlık kan glukoz düzeyi 70-100 mg/dL aralığındadır. Bu birikme ise şeker oranını bu aralığın üzerine çıkarır. Bu durumda kronik bir hastalık olan şeker hastalığının ortaya çıkmasına neden olur. Obezite, kalıtımsal durum,  hareketsiz yaşam tarzı, yaş faktörü, gebelik, stres gibi birçok durum diyabetin sebepleri arasında yer alıyor.  On milyonlarca insanı etkileyen bu duruma farkındalık yaratmak için ise her yıl ‘14 Kasım Dünya Diyabet Günü’ olarak kutlanıyor.

 

ASLINDA YÖNETİMİ KOLAY BİR HASTALIK

 

Bu sorunun kontrol altında tutulması ile yönetimin aslında kolay olduğunu dile getiren Romatem Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Sinem Özen Yağcı,” Diyabet, otoimmün bir hastalıktır, yani bağışıklık sisteminin vücudumuza saldırması anlamına gelir. Özellikle bu hassas dönemde daha çok dikkat etmeliyiz. Çünkü kontrolsüz diyabet; görme kaybı, böbrek yetmezliği gibi başka sağlık sorunlarına da yol açabilir. Bu sorunda yaş sınırı çok düştü. Herkes için geçerli bir tek diyet örneği yoktur” dedi.

 

BESLENME VE DİYABET ARASINDA YAKIN BİR İLİŞKİ VAR

Yağcı sözlerini şöyle sürdürdü: “Meyveden gelen şeker, saf şekere göre kan şekerini daha az yükseltir. Kabuğu ile yenebilen meyveler lif açısından iyi olur ve kan şekerinin hızlı yükselmesini engeller. Sebze yemeklerine koyacağınız yağ miktarını 1 kg sebzeye 2 çorba kaşığı sıvı yağ olacak şekilde ayarlamalısınız. Toplam alınan günlük kalorinin yaklaşık yüzde 50- 60’ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Bu nedenle lif oranı yüksek , rafine olmamış ürünler tercih edilmelidir.  Alkol tüketimi sınırlandırılmalıdır. Gün içerisinde pirinç ve patates gibi ağır nişastalardan kaçınılması gerekiyor.“

 

KONTROLÜ FİZİKSEL AKTİVİTE ŞEKERİ DÜŞÜRÜYOR

Yağcı, “Gün içinde yapacağınız çok yoğun olmayan fiziksel aktiviteler de büyük önem taşıyor. Siz egzersiz yaparken, dokular ve kaslar enerjiye ihtiyaç duyar ve bu yüzden kan damarlarından ihtiyacı olan enerjiyi ve beslenmeyi tam anlamıyla çekerler. Böylece kan şekerinde düşme sağlanır. Tip 1, Tip 2 ve Gebelik diyabeti olmak üzere şeker hastalığı 3 çeşittir. Ayrıca bu durum ile inme arasında da bir bağlantı var. Tip I ve Tip II diyabetli hastaların inme riski diyabet hastası olmayanlara göre 2 kat daha yüksek görülmektedir. Yani diyabetik hastalar diyabeti olmayan hastalara göre daha erken yaşta inme geçirme tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır” diyerek sözlerini tamamladı.