Sarıyer’de kadınların yaşadığı zorluklar konuşuldu

Sarıyer Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen konferansta, Türkiye’de kadın olmanın zorlukları masaya yatırıldı.

Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde BPW, Rotary Kulübü ve Sarıyer Belediyesi katkıları ile düzenlenen konferansta siyaset, iş dünyası ve sosyal yaşamda kadının yeri, yaşadığı zorluklar konuşuldu. Açılış konuşmasını yapan İş ve Meslek Sahibi Kadınlar Derneği Türkiye Yöneticisi Arzu Özyol, Birleşmiş Milletlerin hazırladığı rapora göre; tüm dünyada toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için 99,5 yıla ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.

Konferans belgesel gösterimi ile başladı

Gazeteci Özlem Gürses’in moderatörlüğünü yaptığı “Türkiye’de Kadın Olmak” konferansı yeğeninin ölümünden sorumlu tutulduğu için bir yaylada tek başına yaşayan Robinson Nine olarak bilinen Fatma Kayacı’nın hayatının anlatıldığı “Fatma Kayacı’nın Bilinmeyen Hikayesi” belgeseli gösterimi ile başladı.

“Neşesizlikten öleceğiz neredeyse”

Kadınsız toplumların mutsuz toplumlar olduğunu ifade eden Gazeteci Özlem Gürses, “Kaç kadın gecenin bir vakti İstanbul’da karanlık sokakta evine gidebilir. Hele bu yeni misafirlerimizle daha da zorlaştı. Türkiye’de kadın olmak anlatılmaz, yaşanır. Eşitlik meselesini çözemediğimiz sürece hepimiz çok mutsuz olacağız. Çünkü dünyada hiçbir ülke yok ki kadınlarını sosyal hayattan, istihdam alanından uzaklaştırarak, evine kapatarak ve onları baskı altına alarak ne demokrasiyi bulmuş olsun ne medeniyeti sağlamış olsun ne de aşkla mutlu olsun. Kadınsız toplumlar neşesiz, mutsuz, yalnız toplumlardır. Bugün Türkiye’de erkekler yalnız oldukları için çok mutsuzlar. Kadınları başka bir şeye dönüştürdükleri için sohbet edecekleri bir kadın yok. Kendilerine bir arkadaş, bir eş, bir yoldaştan daha fazla bir hizmetkar, bir köle, resmi bir cinsellik objesine dönüştürdüler. Oysa ki eşitliğin tadına varmış olsalardı evdeki, el ele tutuştukları, üniversitede aynı sırayı paylaştıkları, aynı iş yaşamını yüklendikleri kadınla arkadaş olmayı başarabilselerdi, ikisinin eşit varlıklar olduğunu içselleştirebilselerdi çok mutlu olacaklardı. Aynı şey kadınlar için de geçerli. Neşesizlikten öleceğiz neredeyse” diye konuştu.

“Türkiye’de tanıtılmasında etkin bir rol oynadık”

Etkinliğin ev sahiplerinden BPW Üyesi Arzu Özyol, “BPW olarak AB uyum sürecinde çok sayıda kanunun kadın bakış açısıyla değerlendirilmesini sağladık. Birleşmiş Milletler Kadın Örgütü ve Küresel İlkeler Sözleşmesi ortaklığının ortaya koyduğu ve bütün dünyada geçerliliğini koruyan kadınların güçlenmesi prensibinin gerek Birleşmiş Milletler’de ki oluşum sürecinde gerekse de Türkiye’de tanıtılmasında etkin bir rol oynadık. Birleşmiş Milletler, hazırladığı raporda bugün gösterilen gayretler hiç ara verilmeden devam ettirilse dahi, tüm dünyada toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için 99,5 yıla ihtiyaç duyulduğunu belirtmektedir” ifadelerini kullandı.

“Mikrokredi projemiz sadece kadınlarımızı kapsıyor”

Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, “Kadınların açmış olduğu bu bayrak cephelerde dalgalanan bayraklara önderlik etti. Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi, “Şuna inanmak lazımdır ki, dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir. Dünyada hiçbir milletin kadını, 'Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar hizmet gösterdim' diyemez. Birilerinin bize yol gösterdiği inandığımız bir yaşam var. Bunların en başında da Mustafa Kemal geliyor. Ne mutlu ki biz olayı slogancılıktan çok yaşam biçimi yaptık. Birçok projemizin yanı sıra Rotary Kulübü ile yürüttüğümüz mikrokredi projemiz sadece kadınlarımızı kapsıyor” dedi.

“Türkiye’yi kadınlar ve erkekler Atatürk’ün yolunda birlikte oluşturacak”

İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Nazan Moroğlu, “Türkiye’de olduğu kadar dünyada da kadın olmak çok zor. Bu nedenle kadının insan hakları mücadelesi bugün dahi sürüyor. Doğru başlangıcın değerini bilememiş bir ülke olduğumuzu söylemek isterim. Kadına yönelik şiddet dünyanın sorunu. Kadın erkek eşitliğinin olduğu yerde şiddetin az olduğunu biliyoruz. 2002 yılında medeni kanun değiştirilene kadar koca ailenin reisidir hükmü vardı. Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir, devlet bu eşitliği yaşama geçirmekte hükümlüdür kuralı var. Kararlılıkla önce kadını, kız çocuklarını güçlendirmek, o eşitliğe doğru taşımak, tam da Mustafa Kemal’in açtığı yolda ilerlemek için mücadele ediyoruz. Kadın sorunu değimiz zaman kadının sorunu diye bakıldı. Kadınlar yorulmadı ama kırıldı. Yan yana, birlikte yol alırsak bu mücadeleyi kazanacağız. Bu aydınlık Türkiye’yi kadınlar ve erkekler Atatürk’ün yolunda birlikte oluşturacak” şeklinde konuştu.

“Türkiye’de kadın olmak markasına destek vermemiz gerekiyor”

Yöneticilikte erkeklerin daha çok tercih edildiğine vurgu yapan İstanbul Ticaret Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölüm Başkanı Prof. Dr. Figen Yıldırım, “İş hayatımda hep evet çok iyisin ama ikinci adamsın denildi.  Önce Türkiye’de insan olmayı da tartışmak lazım. Birlikte hareket ettiğimizde, bazı hak ve hukukların geliştirildiği noktada özgürlüğümüzden bahsedebiliriz. Bir durum tespiti yapmak lazım. Nerede olduğumuza gerçekçi olarak bakmak lazım. Türkiye olarak, Türkiye’de kadın olmak markası olarak güçlü yanımızın ne olduğunu tespit etmemiz lazım. Hangi hakları elde edemiyoruz, nerelerde iyiyiz ya da kötüyüz ona bakmak lazım. Kadın girişimcilere verdiğim eğitimler sırasında çoğu kadının gücünü ekonomik olarak yaptığı işten aldığını ve ekonomik olarak güçlendiğinde kendini ifade edebildiğini görüyorum. Birey olarak Türkiye’de kadın olmak markasına destek vermemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Mesele ailede başlıyor”

Araştırmacı yazar Elfin Tataroğlu, siyasette kadının yerini şu sözlerle ifade etti; “Prof. Serpil Sancar hocamız sahada bununla ilgili bir araştırma yaptı. Mesele ailede başlıyor. Siyaset zordur. Ben de eski milletvekili annenin kızıyım. Kadın için siyaset zor ama asla bir gerekçe değil. Yaşam birlikte paylaşıldıkça güzel. Siyasette kadın görmek ister misiniz diye yapılan araştırmalarda yüzde 80’i evet diyor. Aynı kişilere eşiniz ya da kızınız siyasete atılsın ister misiniz diye sorulduğunda ise hayır diyorlar. Bu konuda ciddi bir önyargı var. İkinci faktör rol model eksikliği olarak karşımıza çıkıyor. Kadınların siyasette yükselmemesi için üçüncü faktör olarak karşımıza çıkan ise siyasette maddiyata bağlılık. Tüm bu süreçleri aşan kadınlar eğer ki temsil noktasına kadar yükselebilmişlerse parti içi hiziplere takılıyor. O gruplara, ekiplere, hizmetlere takılıyor.”

Göksenin Aktaş-İstanbul Gündemi