ÖZLEM GEZGİN İLE PAZAR SÖYLEŞİSİ

İstanbul Gündemi'nde bu hafta Hercai'nin Dilşah'ı Özlem Gezgin konuğumuz oldu. Özlem Gezgin ile oyunculuk serüvenini konuştuk.

Merhaba Özlem, oyunculuk kariyerinde hızla ilerliyorsun. Son olarak Hercai dizinde rol aldın. Hercai ile ilgili ne söylemek istersin?

Öncelikle Hercai ekibine katıldığım için çok mutluyum. Yönetmenlerimiz, set ekibi hepsine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Genç Dilşah olarak dâhil oldum hikâyeye. Bölüm yayınlandıktan sonra da inanılmaz güzel tepkiler aldım insanlardan. Dilşah uzun süre evde kapalı tutulmuş, çocuğu elinden alınmış genç bir anneydi. Senaryoyu okuduğumda biraz tedirgindim açıkçası. İlk kez bir anneyi oynadım. Heyecanlıydım. Hayatımın sonuna kadar hatırlayacağım sahnelerim oldu. Mutluyum. Güzel anlar, anılar biriktirerek yoluma devam ediyorum.

Hemen ardından Yasak Elma’ya konuk oyuncu oldun. Rolünden bahseder misin?

Yasak Elma gelince çok mutlu oldum açıkçası çünkü bu zor dönemlerden geçerken izlediğimizde yüzümüzü güldüren nadir dizilerden bir tanesi diye düşünüyorum. Benim de izlediğim bir diziydi. Karakteri okuduğumda da heyecanlandım. Ömer’in belalı kız arkadaşı olarak dâhil oldum hikâyeye. Oyunculuğu çok seviyorum. Her yeni hikâye yeni bir karakter. Bu benim için her gecenin sonunu sabah yapmak gibi. Bence izleyici de sevdi Alev’i. Bakalım ilerleyen bölümlerde Alev’in başına neler gelecek ben de heyecanla yeni bölüm senaryosunu bekliyorum :)

Pandemi süreci nasıl geçiyor? Neler yapıyorsun?

Geçen sene, pandemi ilk başladığında birçok insan gibi bende mutfağa düşüp ekmek ve envai çeşit pasta, börek yapmayı öğrenmiştim. Düzenli spor yapmaya fırsatım oldu. Biraz yoga biraz fitness yaptım. Bolca film ve dizi izledim. Aslında kendimle geçirdiğim kaliteli bir zaman dilimim oldu. Biraz yazı yazdım, köpeğimle yürüyüş yaptım. Açıkçası haberleri izlemeye biraz ara vermiştim vaka sayıları, hastalıklar hepimizi çok yordu. Umuyorum bu kapanmayla birlikte vaka sayıları düşer ve herkes sağlığına kavuşur. Bir an önce eski, covidsiz günlerimize dönmeyi diliyorum.

Oyunculuğun en zor, zorlayıcı yanı sence nedir?

Karakter analizini iyice anlayıp, role iyi çalışırsam zor diye bir şey yok bende galiba. Sıkıntılı sürecim sadece o karakteri iyice anladım mı diye kendimle savaşırken oluyor. Yeni bir senaryo geldiğinde karakterle ilgili menajerimle ya da tiyatrodaki hocamla metni masaya yatırıp üstüne tartışıyoruz. Onun dışında aslında zor diyemem ama bazen sette uzun bekleme sürelerimiz oluyor. Sahneyi beklerken sürekli enerjiyi zirvede tutmak imkânsız maalesef. Kayıt dendiğinde sanki sete yeni gelmiş gibi kamera karşısına geçip oynamak bazen biraz zor oluyor.

Ama her şeye rağmen sette olmayı ve o kamerayı çok seviyorum :) qa

Sosyal Medyayı aktif olarak kullanıyor musun?

Evet, aktif kullanıyorum. Biraz da gelişi güzel :) Güzel anları sevdiklerimle paylaşmayı seviyorum. Aslında sosyal mecralar artık çok güçlü ve bu gücü doğru kullanmamız gerektiğine inanıyorum. Aamir Khan’ın çok sevdiğim bir lafı var “Sorun ne olursa olsun kalbinize her şey yolunda demelisiniz çünkü kalbiniz çok hassastır ve söylediklerinize çabuk kanar.”

Bu yüzden ben hayatımla ilgili hep olumlu ve eğlenceli şeyler paylaşmaya dikkat ediyorum çünkü gerçekten orda paylaşılan duyguları, üzüntüleri bile kendimize dert ediyor ve üzülüyoruz. Kendi paylaşımlarım ve hayatımla ilgili sosyal medyada bunlara dikkat ediyorum. Onun dışında hastalıklar, şiddet olayları vs sosyal medyadan daha hızlı şekilde yayıldığı ve çözüm bulunduğu için en azından böyle kritik zamanlarda birlik olmayı hatırladığımız için mutluyum ve elimden ne gelirse her zaman yapmaya çalışıyorum.

Oyunculuk dışında neler yapıyorsun?

Oyunculuk dışında hayatımla ilgili ailem, köpeğim ve arkadaşlarımla bir arada oluyorum. Biraz gezmeyi sevdiğim için sık sık ‘yaşıyorsun bu hayatı’ sözlerine maruz kalıyorum :)

Vakit buldukça at binmeye gidiyorum, sahile inip yürüyüş yapıyorum, rutin spor egzersizlerimi yapıyorum, sağlığımla ilgili doktor arkadaşlarımı ziyarete gidiyorum. (Aklım hâlâ yapamadıklarımda)

 

Bugüne kadar seni en çok hangi film, hangi kitap, hangi şarkı etkiledi?

Film: Interstellar

Kitap: Simyacı

Şarkı: Athena ben böyleyim

Aslında söyleyebileceğim çok alternatif var bunlarla ilgili ama okuduğumda ilk aklıma gelenleri yazmayı tercih ediyorum.

Interstellar filmi zamanın ve sevdiklerimizin önemini anlatıyor benim için.

Simyacı; hayatta çıkmaza girildiğinde kendi yüreğimizle hayattaki hazinemizi bulabilme gücünün olduğunu hatırlatıyor bana. Bazen karanlık o dibi görmemiz gerekiyor ki sıçrayıp daha çok yükselebilelim.

Şarkıya gelecek olursam da, bu hayattaki en değerli şeyin ben olduğumu ne olursa olsun kendim yaşadığım hatalarım ve çıkardığım derslerin ardından da kendi kendime kaldığımı ve hayatta her şeyin olabileceğini, bunu kabul edip kendimi sevmem ve mutlu olmam gerektiğini hissettiriyor.

Dijital platformlar hakkında ne düşünüyorsun?

Dijital platformlar bence iyi anlamda birçok kişiye iş kapısı oldu. İzleyicinin de seçeneği arttı. Benim de dâhil olmak istediğim bir sürü şey oluyor açıkçası. Başka bir dünya oldu. Umarım en kısa zamanda orada da görüşürüz.

Hande Yöremen – İstanbul Gündemi