MEHMET KURTÖZ: 'ÜRETİMİN DEĞİL, KOLAYCILIĞIN EĞİTİMİ VERİLİYOR!'

Sanayici İş Adamı Mehmet Kurtöz, Hadımköylü sanayicilerin sıkıntılarını ve Arnavutköy Belediyesi’nin yürüttüğü ‘18 Uygulaması’nın sanayiciler üzerinde yarattığı olumsuz koşulları İstanbul Gündemi'ne anlattı.

Birçok konunun ele alındığı görüşmede Kurtöz; İstihdamdan Eğitim’e, Siyasetten Ekonomiye dair pek çok alan irdelerken özellikle ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntıların Arnavutköylü sanayiciler arasında nasıl bir etki yarattığını gazetemize anlattı.

‘BU İŞİ, LİYAKATLİ OLANLAR YAPSIN’

“Önce şunu söylemek istiyorum. Siyasettin işleyişi farklı ben hep yapamayacağımı düşünürdüm” diyen Mehmet Kurtöz, konuşmasında siyasete nasıl başladığını anlattı; “Benim gibi düşünen insanlar siyasetin içinde yer almazsa, tabii ki siyaset liyakatsiz adamlara kalacaktır. Bunun için dışarıda eleştirmektense içerde mücadele ederek birebir muhatabımla konuşurum. Gerçekten bu işi, liyakati olanlar yapsın, partisi için, halkı için, ülkesi için bir şeyler yapmak isteyenler bu işi yapsın. Yoksa bu ülkeye, bu partiye yazık oluyor”  

‘SOL AĞIRLIKLI PARTİLERE GÖNÜLDEN DESTEK VEREN BİR İNSANIM’

Uzun yıllardır sol görüşü benimsemiş biri olduğunu ve seçim öncesine kadar hiçbir siyasi parti üyesi olmadığını anlatan Kurtöz; “Şöyle bir husus da var ki sol ağırlıklı partilere gönülden destek veren bir insanım. Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi’ne destek verdim. Mesela buraya seçim zamanlarında birçok partiden milletvekili adayları geldi, belediye başkanları, ilçe başkan adayları geldi. Personeli topladık, fabrikamda konuşmalar yaptılar. Tabii ki taraflılığın değil, birliğin daha fazla gerekli olduğuna inandığım için herkese kapım açıktır” diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi Eski İlçe Başkanı Ruhi Tuncel ile tanıştıktan sonra mı siyasete girmeye karar verdiniz? Yoksa başka bir öyküsü de var mı?

‘AMACIM SIRADAN SİYASET YAPMAK DEĞİLDİ’

“Öyle de diyebiliriz, Ruhi Bey’den bir teklif geldi. 2020 ilçe seçimleri öncesinde bizimle birlikte çalışır mısınız diye. Yalnız benim için burada önemli olan ekipte kimlerin olduydu çünkü amacım şuydu; sıradan bir siyaset yapmak değil, partiye fayda olacaksa ben varım ama ilkeli çalışmak koşuluyla. 2'ncisi Arnavutköy’ü birkaç tık daha yukarıya taşıyabileceksek ben varım. Nihayetinde bir ekip oluşturuldu ve bu bir ekip de sonuç olarak profesyonel çalışan bir yönetici, bir doktor, bir sanayici. Böylece Ruhi Bey’inde yerelden katacağı arkadaşlarla birlikte CHP’yi iyi yerlere getirebiliriz dedik. Ancak ne var ki sonuçta sandık neye karar verirse sonuç odur, saygı duymak zorundayız. Bekliyoruz bir daha ki dönemde seçimleri hazırlanmaya çalışıyoruz”

‘TÜRKİYE’DE ÜRETİM SORUNU VAR’

İstidam alanında yaptığı açıklamada şu satırlara yer veren Kurtöz, ‘nitelikli eleman bulamıyoruz. Türkiye de istihdamdan çok üretim sorunu var’ diyerek şöyle devam etti; “Fabrikamda 70 kişi çalışıyor, tabii bulabilirsek daha fazlasını da istihdam edeceğiz ama bulamıyoruz. İşte sorun tamda burada başlıyor. Nitelikli eleman sıkıntısı yaşıyoruz. İstihdam diyoruz ama Türkiye'de istihdamdan çok üretim sorunu var. Türkiye'nin son yıllardaki ekonomi politikasında sanayiciye destek verildi, bunu inkar etmiyorum ancak yetersiz. Bir ülkenin istihdamını en fazla üretimde sağlarsınız. Bir ülkenin döviz girdisi en fazla nasıl olur? Üretim yaparsanız olur. Bir ülkenin dış açığı nasıl azalır? Üretim yaparsınız azalır”

‘İKTİDARIN EKONOMİ POLİTİKASI OLMASI LAZIM’

“Eğer biz gerçekten üretim ihracatı yapmazsak, bu ülkenin dış açığı büyümeye devam ettiği gibi istihdam sorunu da artarak devam edecektir. Yani bunun için iktidarların bir ekonomi politikası olması lazım ama şu anda bakıyorum bir ekonomi politikası yok, beş yıllık kalkınma planları yapılırdı, Devlet Planlama Teşkilatı tarafından. Turgut Özal döneminden sonra bu politika anlayışı terkedildi. Halbuki bu ülkenin 5 yıllık ekonomik geleceğini planlayan programlar işe yarıyordu. Şimdi hükümetin de bu tür programlar yapması gerektiğini düşünüyorum. ‘Ben sanayide hangi sektöre değer vereceğim? Bölgesel olarak özellikle işçinin ve istihdamın büyükşehirlere gitmesini önlemek açısından, bölgesel yatırımlar yapmalıyım’ tarzı projelerin geliştirilmesi lazım.  Bölgesel destekler vermek lazım, teşvikler veriliyor ancak bu teşviklerin çok fazla faydası olduğunu düşünmüyorum. Teşvikleri alanların çoğu yarım bırakıp kaçıyor ya da bölgesel sorunlardan kapatmak zorunda kalabiliyor. Halbuki o bölgeyi destekleyebilecek diyelim ki falanca bölgede şu maden var ya da kömür var. Orada demir-çeliğe yönelik yatırımlar yapması gerekir”

‘HER KÖYÜN YANINDA MUTLAKA BİR FABRİKA VAR’

Meyveyi-sebzeyi işleyip satmanın, katma değer sağlayacağını öne süren Kurtöz, bu alanda da yapılması gerek atılımların olduğundan bahsetti;  “Her şeyin İstanbul-Bursa-İzmir-Ankara gibi şehirlerde olmaması gerekir. Bunun Türkiye çapında yayılması lazım. Ben Avrupa'ya çok gittiğimde ilginç şeyler gördüm. Mesela biz de diyorlar ki yerleşim yeri ile sanayi yan yana olur mu? Olur, aslında en güzeli de böylesidir, çünkü orada her köyün yanında mutlaka bir fabrika var. O Köydeki insanlar fabrika sayesinde istihdam ediliyor. Doğu Almanya’da bir köye gitmiştim ve orada bir fabrika kapanmıştı. Bizde makinaları almıştık. Koskoca bir tesis 6 bin kişi çalıştırıyor, tamamında o köyün insanları istihdam ediliyor. Şimdi size soruyorum! O insanlar başka yerlere göç eder mi? Hayır, göç etmez orada çalışmaya devam eder. Ülkemize de bu tür şeyler yapılması lazım, katma değeri yüksek ürünleri yapan firmalara, ihracat yapan firmaların belirlemesi ve destek verilmesi lazım”

 ‘YATIRIMCIYA FARKLI BİR SİSTEM UYGULANMASI GEREKİR’

“Mesela Çin'de de şöyle bir şey gördüm. Çin hükümeti ihracat yapan firmalara çok ucuz krediler vererek destekliyor. Şimdi bakıyorsunuz son günlerde faizin 24-25 oranıyla hangi sanayici yatırım yapabilir? Hiç kimse yapmaz yapamaz, çünkü çok pahalı. Tamam, faizi yükseltebilirsin ama ihracat yapan veya yatırım yapmak isteyen Sanayici için özel bir faiz uygulamasına gidilebilir, yatırım faizini değiştirebilirsiniz, Tamam tüketici faizini enflasyonun yükseltmemesi adına onu yüksek tutabilirsin ama yatırımcıya farklı bir sistem uygulamanız lazım. Bence kurda da aynı şeyin yapılmasıyla;  ihracatçıya farklı, ithalatçıya farklı ve vatandaşa farklı bir Kur’un olması lazım”

Olması gerekenleri gördük, anladık ancak şimdiki mevcut ekonomik durum üzerinden Arnavutköy'ün geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?

‘ÇÖZÜM İNSANLARI MESLEK SAHİBİ YAPMAK’

Arnavutköy’ün geleceği konusunda sorduğumuz soruya ‘insanları meslek sahibi yapmazsanız, eğitimi buna göre sistemleştirmezseniz, Arnavutköy’ün geleceği bugünden farlı olmaz’ diyen Kurtöz, şöyle devam etti; “Arnavutköy'ün en büyük avantajı Hadımköy gibi Sanayi Bölgesi’nes sahip olması, gerçekten burada 500-600 firma var. 50-60 bin kişi istihdam ediyor. Ben de dahil olmak üzere büyük çoğunluğumuz İstanbul'un değişik semtlerinden servisle işçilerimizi getiriyoruz. İşte bu yazık, hem ödediğimiz servis ücretlerine, hem buradaki insanları istihdam edemediğimiz, hem de trafiği felç ettiğimiz için yazık bu bir ziyandır. Çözümü çok basit aslında, insanları meslek sahibi yapmak Meslek Liseleri, Meslek Yüksek Okulları ve meslek kurslarının açılması gerekli. Ama ne var ki sıkıntı burada bitmiyor”

‘DEVLETİN BİNASI KAÇAK OLDUĞU İÇİN ELEKTİRİK VERİLMİYOR’

“Burada Mesleki Eğitim Merkezi vardı. Biz sanayiciler yaptık,  elektriği halen ben veriyorum. BEDAŞ elektrik bağlamıyor kaçak yapı diye, düşünün devletin binası kaçak olduğu için elektrik vermiyor. Benim fabrikam açıldı açılalı elektriği ben veriyorum ve bir kuruş da almıyorum destek olsun diye ama deseniz ki orada hangi kurslar rağbet görüyor? Kuaförlük-berberlik bana kuaför, berber lazım değil ki sanayi alanında eğitimli insanlar lazım. Gelişen hiçbir şey yok, biz onu oraya niye kurduk? Sanayi’ye eleman sağlamak için.”

‘HEM ÜRETİM YAPSINLAR HEM DE ÖĞRENSİNLER’

Eğitim ve istihdamın aynı çizgide olduğunu belirten Kurtöz, istihdamı artırmanın yolu kaliteli eğitimden geçtiğini belirterek cümlesine devam etti; “Arnavutköy'de de gerek genel hükümetin, gerekse yerel hükümetin yapması gereken orada çocuklara mesleki eğitim kursları ve meslek yüksekokulları açmak olmalıdır. Biz hazırız yani gelsinler bizim yanımızda eğitim görsünler haftanın 2-3 günü ya da teorik dersler görüyorlarsa birkaç günde gelsinler ya da biz oraya makine koyalım. Hem üretim yapsınlar hem de öğrensinler. Mesela meslek lisesinden geliyorlar ama daha ölçü aletini tutmasını bile bilmiyor. Bu yönüyle eğitimde de sıkıntı var. Böyle yetişen adamdan bir şey olmaz ki! Bir de Meslek Lisesi Öğrencisi olunca sanki öğrenilmesi gereken ne varsa çözülmüş gibi masa başı iş istiyorlar. Arkadaş sen meslek lisesi mezunusun, masa başı iş olmaz ki! Sen, konumun itibarı ile üretimin içerisinde yer alan kişi olmalısın”

Çeşitli siyasi partilerden ve kimi yönetici kesimlerinden kişiler bana şöyle demişti; Hadımköy'de Arnavutköylü işçilerin olmamasının temel nedeni ‘ulaşım sıkıntısı’ sizce doğru mu?

‘ARNAVUTKÖY’DE BİZİM İÇİN YETERLİ POTANSİYEL YOK’

“Hayır, bu kesinlikle doğru değil. Arnavutköy'de bizim için yeterli bir potansiyel olsaydı biz zaten o sıkıntıyı çözerdik. Mesela, benim Arnavutköy’e servis aracım var. Ayrıca buradaki sanayiciler Arnavutköy’ü bırakıp; İstanbul'dan, Esenyurt'tan, Beylikdüzü'nden, Büyükpınar'dan işçi getireceğine Arnavutköy'den getirir. Çünkü daha yakın mesafe yakıttan tasarruf, servis araçlarından tasarruf. Maalesef Arnavutköy'den Hadımköy'e çalışma konusunda rağbet olmamasının temel nedeni, ‘vasıfsızlık’ yani mesleği bilen yok. Bir de gençler de şöyle bir şey var, bizim işler biraz daha yağlı, paslı-kirli işler şimdi çocuk düşünüyor. ‘Ben gideceğim pasın içinde çalışacağım, alacağım asgari ücret ya da biraz üstü bir para. Onu yapacağıma giderim AVM'de güvenlikçi olurum. Temiz kıyafetimi giyerim Ya da tekstile giderim çalışırım’ gençler kolaycılığa kaçıyor. Kimse meslek sahibi olmak istemiyor”

‘YALNIZCA ÖĞRENCİ DEĞİL, ÖĞRETMENLER DE KÖTÜ’

“Yabancı ülkelerde örneğin kuzey Kore eğitim sistemin temel taşını ara eleman yetiştirme adına kurmuş bu alana çok önem veriliyor orada. Mesela Almanya 4. sınıftan sonra öğrencilerin yeteneğine göre yönlendiriliyor. Bu müthiş bir şey zaman kaybı yok, daha ilkokulda meslek seçimi yapılıyor. Ancak bizim eğitim sistemimizde ona uygun değil. Birde eski ile yeniyi karşılaştırdığımızda burada kötüye bir gidiş olduğunu da belirtmek lazım. Burada yalnızca öğrenciler değil, öğretmenler de kötü. Eski öğretmen Okulu'nda yetişen öğretmenler yok artık. Tamam; Yüksekokul bitiriyorlar, Üniversite bitiriyorlar ama gerekli eğitimi görmeden mezun olunuyor. Yeteneği farklı, yaptığı iş farklı kendine uymayan işi seçmek zorunda kalan çocuklarımız var. Bu sistemin çocuklara vereceği bir şey yok sadece eğitim olarak değil; davranış olarak, insanlık olarak, kişilik olarak da çocuklara gerekli eğitim verilmiyor. Bir defa ilk şunun eğitimi verilmesi lazım, her çocuk ülkesini sevecek şekilde yetiştirilmesi,  her çocuk topluma nasıl yararlı olurum diye düşünecek şekilde yetiştirilmesi lazım. Şimdikinde ise kolaycılığa yönelik bir eğitim sistemi var”

‘KİMSE BİRŞEY ÜRETİP DE FAYDAM OLSUN DEMİYOR’

“Bu durum maalesef 12 Eylül'ün Türkiye'ye bir armağanı gibi… 12 Eylül, Türkiye için gerçekten eğitim sisteminin, insan karakterinin ve özellikle de Turgut Özal'ın ‘benim memurum işini bilir’ mantığıyla herkesin kolaydan köşeyi dönme peşine gittiği bir tarih olması bakımından önemli. Kimse bir şeyler üretip de faydam olsun diye çalışmıyor. Maalesef o anlamda kötü olan sadece eğitim sistemi de değil, adalet sistemimiz kötü, Hukuk kötü, insanlar düşünce suçlarından dolayı yıllarca içerde yatıyorlar. Zamanında gelmeyen adalet, adalet değildir. Düşünce suç kabul edilip içeri atılamaz, ifade özgürlüğü yok, mahkemelerde adalet yok, yani yalnızca bu değil kimin nasıl yargılanacağını parmakla işaret eden bir ülke haline geldik. Bu durum beraberinde neyi getiriyor biliyor musunuz? Sanayicinin yatırım yapmaktan korkmasını, çünkü yarının ne olacağı belli değil”

İki, üç yıldır 18 uygulamasının Hadımköy’de başladığını ve ayrıca belediyenin öncülüğünde bazı sanayiciler ile Devlet Demiryolları arasında yapılan ortaklıklarda sanayicilerin mağdur edildiğini öne süren Kurtöz, ‘Bu yola baş koydum, sonuna kadar götüreceğim’ diyerek olayı şöyle anlattı;

‘BÜTÜN SANAYİCİYİ SORUNLU HALE GETİRDİLER’

“HARİBO diye yabancı bir firmamız var, Alman firması. 1990'dan sonra Hadımköy belde iken burası Sanayi Bölgesi olarak kabul edildi. Herkes geldi belediyeye terliklerini yaptı. Yol terki, komşu terki, %17 oranıyla herkes kendi arsasından belediyenin ihtiyaçları için terklerini verdiler. Sonra herkes fabrikasını kurdu. Ancak şu 2-3 yıldır 18 uygulaması diye bir şey çıktı başımızı, bu uygulama devletin koyduğu bir uygulamadır olabilir ama ihtiyaç varsa uygulanmalıdır. 18 uygulamasının amacı nedir? Ortak alanlar yaratmak; park, kreş, hastane ve cami gibi. Şimdi sanayide bunu uygulamaya çalıştılar. Birincisi sanayide çok fazla bir parka ihtiyacımız yok ama belki kreş olabilir, hastane olabilir, okul alabilir. Bunun için de zaten yeterli arazi var. Ne yaptılar biliyor musunuz? Ortalığı birbirine kattılar bütün sanayiciyi sorunlu haline getirdiler.

‘DEVLET ELİYLE SEBEPSİZ ZENGİNLEŞTİRME YAPILIYOR’

“İkincisi uygulama başlarken ben özellikle şunu demiştim burada dere var. Derenin her iki tarafı 150 metre koruma alanı yani yeşil alan. Orada vatandaşlarının arsaları var, burası ihtiyaçlar için kamulaştırılabilir. O bölgeyi kullanın sanayiciye dokunmayın. Peki onlar ne yaptı? Yeşil alandaki arsayı aldılar, benim arkamdan yer verdiler. Yani benden aldıkları yeri ona verdiler. Şimdi o arsa zamanında 50 lira iken ben burayı 300-400 liraya almıştım. Şimdi ise arsa fiyatları burada 300-400 dolar, sen değeri olmayan bir arsayı adamdan alıp getiriyorsun benim arkamdaki değerli arsayı veriyorsun, adamı zenginleştiriyorsun. Devlet eliyle sebepsiz zenginleştirme yapıyorsunuz. Bu bir adaletsizliktir”

‘BİRBİRE DENK OLAN ARAZİLERİN TAŞIMA YAPILMASI LAZIM’

“Yine burada başka bir vatandaşı daha aldın, Yıldız Cam var ilerde, onun arkasına yeşil alandan birini getirdin, halbuki olması gereken şey, 18 uygulaması ya da taşıma yapılırken birbirine denk olan araziler arasında değişim yapılabilir. Bir de ondan sonra adam geldi verdi orayı, şimdi ise Yıldız Cam’ın bütün tırlarının girişi oradan yapılıyor. Adam diyor ki çekerim buraya duvar giremezsin fabrikana bu nasıl olacak, bu adam nasıl üretim yapacak. Adam şimdi kira ödemek zorunda çünkü tehdit ediliyor”

‘200 FİRMA DANIŞTAYDA KARAR BEKLİYOR’

Yine gidiyorlar, Devlet Demiryolları’nı getirip sanayici ile ortak ediyor. Sanayici yatırım yapacak arsasını büyütecek ama Devlet Demiryolları ortak olduğu için izin vermiyor ya da sanayici kredi alacak, deniyor ki senin arsanda ortak var, ondan da izni olmadan kredi vermiyorum diyor. Sanayici tamamen köşeye sıkışmış vaziyette, sanayide 18 uygulaması yapılmaması lazım ama ben bu yola baş koydum sonuna kadar da götüreceğim. Biz şu an firma olarak da dava açmıştık ilk kademede davayı kazanıyoruz. Dava istinafa gidiyor, yukarıdan gelen baskılar nedeniyle istinafta bütün sanayicinin lehine olan davalar aleyhine bozuluyor. Şu anda en az 200 tane firma Danıştay’da karar bekliyor”

‘KİRAYA VERSEM DAHA ÇOK KAZANIRIM’

“Bizler riske giriyoruz, 60-70 kişi zamanında 100 kişi kadar çalıştırdığımızda oldu çalıştırıyoruz da. Bunun maaşı, vergisi, sigortası, tedarikçisi ve yan sanayicisi en az nereden baksanız aileleri ile beraber düşündüğümüzde 3 bin-5 bin kişiye yalnızca benim firmam ekmek veriyor. Şimdi önümüze bu kadar pürüz konulurken söylüyorum ben şimdi niye yatırım yapayım. Niye, yeni makine alayım. Dünyada rekabet o kadar hızlandı ki kar oranlarımız o kadar düştü ki ben burayı kiraya versem, yaptığım ticaretten daha fazla para kazanacağım, o hale geldi. Öyle olunca da kimse yeni yatırım yapmak istemiyor”

 

 

 

 

 

 

"CEVAP VE DÜZELTME"


“İstanbul Gündemi” isimli gazetenin 20.01.2021 tarihli basılı halinin 2. Sayfasında, ve yine yayın hakları aynı gazeteye ait www.istanbulgündemi.net isimli internet sitesinin https://istanbulgundemi.net/haber/mehmet_kurtoz_uretimin_degil_kolayciligin_egitimi_veriliyor-18732.html” URL’ye sahip internet sayfasında;
- Mehmet Kurtöz: “Üretimin değil kolaycılığın eğitimi veriliyor” başlığı altında paylaşılan röportaj haberinde;

“HARİBO diye yabancı bir firmamız var, Alman firması. 1990'dan sonra Hadımköy belde iken burası Sanayi Bölgesi olarak kabul edildi. Herkes geldi belediyeye terliklerini yaptı. Yol terki, komşu terki, %17 oranıyla herkes kendi arsasından belediyenin ihtiyaçları için terklerini verdiler. Sonra herkes fabrikasını kurdu. Ancak şu 2-3 yıldır 18 uygulaması diye bir şey çıktı başımızı, bu uygulama devletin koyduğu bir uygulamadır olabilir ama ihtiyaç varsa uygulanmalıdır. 18 uygulamasının amacı nedir? Ortak alanlar yaratmak; park, kreş, hastane ve cami gibi. Şimdi sanayide bunu uygulamaya çalıştılar. Birincisi sanayide çok fazla bir parka ihtiyacımız yok ama belki kreş olabilir, hastane olabilir, okul alabilir. Bunun için de zaten yeterli arazi var. Ne yaptılar biliyor musunuz? Ortalığı birbirine kattılar bütün sanayiciyi sorunlu haline getirdiler. Şimdi HARİBO’nun sahibi diyor ki ‘1990'larda ben devlete vereceğimi verdim. Şimdi benden ne istiyor’ diyor. Adam anlamıyor, anlatamıyorsun” şeklinde yazılı metinde, HARİBO şirketi ve yetkililerince söylendiği iddia olunan ifadeler gerçekle bağdaşmamakla birlikte şirket yetkililerince beyan edilmeyen hususların beyan edilmişçesine röportaj veren Mehmet Kurtöz isimli kişinin kendi amaç ve düşüncelerine dayanak olarak kullanılması şirketimiz haklarına ve itibarına zarar vermektedir.

Röportaj veren ilgili kişinin hiçbir şekilde HARİBO markasını temsil ve ilzam yetkisine sahip olmadığını ve şirketimiz menfaatini savunacak konumda olmadığı beyan eder,

Şirketimizce ifade edildiği iddia olunan “‘1990'larda ben devlete vereceğimi verdim. Şimdi benden ne istiyor’ diyor. Adam anlamıyor, anlatamıyorsun” şeklindeki beyan bugüne kadar hiçbir şekilde yetkili organlarımız veya sözcülerimizce sarfedilmemiş olmakla birlikte gerçeği yansıtmayan bu beyan yanında metinde yer alan tarafımızı bağlamayan diğer ifadelerin Mehmet Kurtöz’ün kendi fikir ve söylemleri olduğu kamuoyuna saygı duyurulur.

 

HARİBO ŞEKERLEME SAN.TİC.LTD.ŞTİ.