‘İKTİDAR, DEVLETE 40 YIL VERGİ VEREN ESNAFIMIZA 40 GÜN BAKAMADI’

CHP Ümraniye Meclis Üyesi Mehmet Özgür Üreten, mecliste esnafın problemlerini gündeme getirdi.

Ümraniye meclisinin mart ayı birinci oturumunda söz alan CHP Ümraniye Meclis Üyesi, esnafın büyük ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya olduğunu ve pandemi döneminde devletin gerekli desteği veremediğini söyledi. Üreten, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“DOĞRUYA DOĞRU, EĞRİYE EĞRİ DİYECEĞİZ”

“Öncelikle; geçtiğimiz cumartesi günü, İsmet Başkan’ın yaptığı sosyal medya paylaşımlarından öğrendiğimiz üzere, Ümraniye Belediyemiz, yerli üreticilerimizin tarlasında kalan, heba olacak, çürümeye namzet yaklaşık 200 ton patates ve 80 ton soğanı satın almış ve ilçemizdeki ihtiyaç sahibi ailelerimize, hanelerimize dağıtmaya başlamış. Ümraniyeli bir hemşehriniz olarak, bu çaba ve gayretten dolayı Belediyemize teşekkür ediyorum. Doğruya doğru, eğriye eğri diyeceğiz. Kendimize göre eğrinin de, halkımızın yararı için mücadelesini vereceğiz.  

Bunun yanında, esnaflarımız dertli arkadaşlar. İktidarın; 19 yıl boyunca uyguladığı tarım ve hayvancılık politikalarıyla büyük bir çöküşe giren ülkemiz üretimi, üretimin yetersizliği karşısında artan fiyatlar, alım gücünü aşan etiketler karşısında vatandaşlarımız şaşkınlık içinde. Bundan da en çok etkilenen kesimimiz, esnaflarımız oluyor.” 

“İKTİDAR ESNAFA ZALİM ESNAF DİYOR”

İktidar, yüksek enflasyon ve artan gıda fiyatları karşısında yapısal ve planlı önlemler almak yerine bürokratik kurullar eliyle suçlu yaratmaya çalışıyor; manavı, kasabı, marketi, zulümle itham edip, ceza tehditleri savuruyor. Ümraniye’deki, İstanbul’daki esnaf; iktidarın ekonomiyi yönetmekteki beceriksizliğinin, politikasızlığının suçluları olarak itham ediliyor. 

Temel gıda maddelerinin fiyatlarındaki artışın sorumlusu olarak kasabı, manavı, bakkalı ve market esnafını suçlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan; salgın döneminde zaten dükkanı, mağazası kapalı, kör topal ticaret yapmaya çalışan esnafı “İşinizi yapın, vatandaşa zulüm etmekten vazgeçin!” diyor. Esnaf zaten iş, ticaret yapmak, mal satmak istiyor. Vatandaşa mal satamıyor, fiyatlar yüksek; iktidar esnafa zalim esnaf diyor. Oysaki dükkan kapalı. 

Günübirlik önlemlerle, Ankara’da oluşturulan bürokratik mekanizmalarla, sorunun gerçek temellerini görmeksizin, günün kurtarılmaya çalışıldığını üzülerek belirtmek isterim. İçinden geçtiğimiz zorlu salgın döneminde esnaflarımızı zalimlikle suçlamak yerine, onların dertlerini anlamak, doğru teşhis koymak ve çözüm olacak çareler üzerinde çalışmamız gerektiği aşikar.”

“NEDEN SADECE ERTELEME”

Dünyada hükümetler salgın nedeniyle iş yerlerini kapattılar, doğru. Ama bunu yaparken vatandaşları, canlarıyla cüzdanları arasına sıkıştırmadılar. Üreticisine ve esnafına, salgında kazanamadıkları para için bütçeden karşılıksız destek verdiler. 

Maalesef ülkemizde iktidar, devlete 40 yıl vergi veren esnafımıza 40 gün bakamadı. Hükümet, dükkanını salgın dolayısıyla kapatmak zorunda kalan esnafa destek yerine, faiziyle borç verdi. Şimdi de kamu bankaları İstanbul’da, Ümraniye’mizde; verdiği borçlar için esnaflarımızın kapısına dayanıyorlar, icra takibi başlatıyorlar. 

Geçtiğimiz ay; en sonunda, Halkbank’ın düşük faizle 1 milyon 300 bin zordaki esnafa verdiği, 13 milyar kredinin 1 Ocak 2021 ile 30 Haziran 2021 arasındaki, 6 aylık kredi taksitlerinin erteleme kararı çıktı. Yine faaliyetleri duran esnaflarımızın vergi borçları, mücbir sebep gerekçesiyle ertelendi. Fakat şu gerçeğin değerlendirilmesi gerekir. Esnaf içinden geçtiğimiz salgın döneminde ne kazandı ki, bu borcu, bu borç faizini ödeyebilecek? Neden sadece erteleme? 

“ESNAF ORTA DİREKTİR”

Halkbank; ertelenen kredi taksitlerine faiz işletmeye devam edeceğini, kredisini yapılandırmak isteyenlere de, yeni faiz üzerinden kredi verileceğini bildirdi. Bunun adı, esnafı daha çok borca batırıp, boğmak değil midir arkadaşlar?    

Kamu bankalarından borç verip, sonra da faiziyle borcu sadece ertelemek, çarkların dönebilmesi için yeterli çözüm değil arkadaşlar. Düşünün Ümraniye’mizde bir yeme/içme esnafını, gastronomi işletmesini. Ya kapalı, ya da en iyi ihtimal sadece al götür ve paket servis ile hayatta kalmaya çalışıyor. Kapalı olup olmaması farketmeksizin, eğer dükkan kiraysa stopaj vergisi ödüyor. İşletmenin gelirleriyse, kapalıysa zaten yok, açıksa da, normale göre çok daha düşük seviyelerde seyrediyor. Mecburen kamu bankalarına başvurup kredi alıyor. Şimdilerdeyse, bu borcu faiziyle geri ödeme gerçeği ve daha kötüsü, hala daha yeterli seviyede gelir oluşmadığı için, icra takibi ile yüzleşmek durumunda kalıyor. Durum bu.

Anayasamız ne diyor? Anayasa madde 173, “Devlet, esnaf ve sanatkarları koruyucu ve destekleyeci tedbirleri alır.” Alabilir değil, alır. Emredici hüküm. Hangi tedbirleri? Bir, koruyucu tedbir. İki, destekleyici tedbir. Esnaf, orta direktir. Orta direk, devletin temelini oluşturuyor. Ahi Evran geleneği var. Tedbirler alınsın ki esnaf batmasın, sayısı artsın, orta direk güçlensin.

Salgın döneminde, zor durumda olan esnafın kredi faizi borcu silinsin. Doğru dürüst bir gelir desteği sağlanmadı, bari bu yapılsın. Ödeyemedikleri kredi ve kredi kartı borcu, karşılıksız çek ve protesto edilen senetler nedeniyle çoğunun kredi sicili bozulmuş durumda olan esnaflarımız, krediye ulaşamamaktadır. Esnaf gerçekten korunmak isteniyorsa, yeni bir sicil affı getirilerek, krediye erişimlerinin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Esnaflarımızın; önemli bir gider kalemi olan, kira ödemelerinden, gelir vergisi stopajı yapma yükümlülükleri en azından salgın süresince kaldırılmalıdır. Salgın kısıtlamaları bitene kadar, icralar durdurulmalı. 

Peki, esnaf derdini nereye anlatıyor? Gazeteciler dışında, televizyoncular dışında milyonlarca esnafın derdini anlatacak devlette bir makam var mı? Yok. Bu yüzden, Esnaf Bakanlığı kurulmalı. Esnaf Bakanlığı olacak ki, esnafın doğrudan doğruya muhatap olduğu, derdini anlatabileceği, çözmediği zaman da şikayet edebileceği bir makam olsun.