BİR KÜÇÜK BALKAN ŞEHRİ: BİTOLA

Atatürk’ten, Elveda Rumeli’ye kayıp bir Balkan Masalı..

Sokağa çıkma yasağının, olduğu bir hafta sonunu daha yaşıyoruz. Biliyorum, birçoğunuz artık çok sıkıldınız, ‘çıksak, gezsek ne kadar güzel olurdu’ dediğinizi duyar gibiyim ama kendiniz ve sevdiklerinizin sağlığı için biraz daha sabır diyelim ve sizi yine muhteşem güzellikte ki bir tatil rotasıyla buluşturalım.

Bitola! Kuzey Makedonya’nın, Üsküp’ten sonra ki 2. büyük kenti. Aslında belki de birçoğunuz Manastır ismini hatırladınız. İsmini Slavca ‘manastır’ anlamına gelen, ‘otibal’ kelimesinden almış. Pelister dağının eteklerinde ve Otibel nehrinin kıyısında küçük, şirin, cennetten bir köşe.

Şehir ilk kez, 1382’de I. Murad döneminde Türk topraklarına katılmış ve ne yazık ki 1912’deki Balkan harbi sırasında Türk topraklarından çıkmış. Türk tarihinde son derece öneme sahip olan bu güzel şehir, içinde Atatürk’ün de eğitim aldığı ‘Manastır Askeri İdaresi’ni barındırır. Başta Mustafa Kemal olmak üzere, birçok önemli devlet adamını yetiştiren bu değerli okul şimdilerde müze olarak kullanılmaktadır.

Güzel şehir oldukça küçük, tamamını gezmeniz toplamda 1-2 saatinizi ancak alır.  530 yıl Osmanlı toprağı olmuş şehirde şimdi Türk sayısı %2 olmasına rağmen Osmanlı’nın bıraktığı bütün izleri fazlasıyla görmeniz mümkün. Hâlâ kiliseler ve camiler karşılıklı ve büyük bir anlayış içindeler bu şehirde. Türk çarşısı olarak anılan yerde ve Bedensten’te Osmanlı’dan kalma 86 tane dükkân bulunur. Türkler’e sıcak bir yaklaşım gösteriliyor, sohbet ettiğimiz esnaf özellikle ‘Tito dönemine‘ özlem duyuyor. Esnaftan, topladığımız bilgilere göre eskiden Türkiye’den birçok ürün gelirmiş ama artık ürünler Çin’den gelmeye başlamış çünkü Türkiye artık onlar için çok pahalı bir yer olmuş.

Bitola, antik dönem eserleri açısından çok zengin bir şehir. Antik Roma döneminden kalma ‘Hreklea’ şehrini ziyaret edebilirsiniz. Mozaikleri, şehir tiyatrosu ayakta kalmayı başarmıştır. Saat kulesi de, şehirde ilgi çeken yerler arasındadır. 16. yüzyılda yapıldığı rivayet edilen saatin yerine, 2. Dünya Savaşı’nda, Almanlar yenisini koymuştur. Bir sokağın köşesinde, yine Türkiye’den bu noktayı gezmeye gelenlerin ilgisini çekecek bir ev bulunur. Bu ev, Atatürk’ün kendisine mektuplar yazdığı ilk aşkı ‘Eleni’in evidir.

Bitola, Ohrid kadar ucuz bir şehir olmamakla beraber ucuz birçok aktivite bulmak mümkündür. Yorgunluk kahvenizi içmeniz için 2. Philip meydanına çıkıp, ünlü Shirok sokağına ulaşmanızı tavsiye ederim.

Bitola’ya, geldiğinizde buraya yakın bir köyü görmeden sakın dönmeyin. Bu köyün ismi ‘Pürsıçan’ şimdilerdeki adıyla ‘Makovo köyü’. Köy eski bir Osmanlı köyü ve şu anda hayalet köy durumunda. Birçoğunuz bir döneme damga vurmuş ‘Elveda Rumeli’ dizisinden köyün ismini hatırlar. Fotoğraf merakınız varsa, burası tamamen görülmeye değer.

Şehrin içinde görülmeye değer yerlerden bazıları da İshakiye Camii, ST. Dimitrie Kilisesi, tarihi postane sayılabilir.

Karasal iklime sahip bu Balkan şehrine bahar aylarında giderseniz, hava bakımından çok daha iyi vakit geçirirsiniz. Bitola’ya, Türkiye’den direkt uçuş bulunmuyor ama Üsküp üzerinden kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Konaklama için birkaç öneri verecek olursak, Millenium otel ve Chola misafir evleri iyi birer tercih olabilir.

Şimdiden bu güzel şehri tatil rotanıza aldığınızı duyar gibiyim.

Herkese iyi gezmeler..

Zeynep Çay - İstanbul Gündemi