‘BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARI, YENİ ADAY BELİRLENENE KADAR SÜREÇTEN SORUMLUDUR’

CHP'nin İstanbul'daki tek kadın belediye başkan adayı olan ve yüksek bir oy oranı almasına rağmen kaybeden Emel Bilenoğlu'nun, Eyüpsultan'da hala aday gibi çalışıyor olması "2024'e mi hazırlanıyor" sorusunu beraberinde getirdi.

CHP’nin İstanbul’daki tek kadın belediye başkan adayı olan ve %47,40 gibi yüksek bir oy oranıyla seçimi kaybeden Emel Bilenoğlu’nun, seçimlerin hemen ertesinde oy istemeye gittiği Eyüpsultan halkına bu kez teşekkür etmek için gitmesi ve hala aday gibi çalışıyor olması “2024 seçimlerine mi hazırlanıyor” sorularını da beraberinde getirdi.

Tüm sorularımıza içtenlikle cevap veren Bilenoğlu, “Eve,t 2024 çalışmaları bunlar ama kendi adıma değil, partim adına hazırlanıyorum” ifadeleriyle, ‘Aday’ olan kişinin seçimin ertesi gününe kadar değil, yeni aday belirlenene kadar süreçten sorumlu olduğunun altını çizdi.

39 ilçesi olan İstanbul’da partisinin tek kadın adayı olmasını ve muhafazakâr ilçelerinden biri olan Eyüpsultan'da yaşadığı seçim sürecini sorduğumuz Bilenoğlu, durumu kendi adına 'şans', ama genel anlamda tüm kadınlar ve partisi adına 'şanssızlık' olarak değerlendirdi. 

Daha çok kadın aday ve yöneticilerin olması gerektiğini söyleyerek yaşadığı seçim sürecini anlatan Bilenoğlu, “Eyüpsultan’da kadın aday olmaz” mantığının uzun yıllar sonra tersine döndüğünü, halktaki karşılığının ise beklenenin çok üstünde olduğunu, oylara yansımasından da durumun net olarak görüldüğünü belirtti.

 

HALK BİZİ BAĞRINA BASTI

Emel Bilenoğlu, seçimi kazanan AK Parti'li Belediye Başkanı Deniz Köken’le arasında 3918 oy, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile 1900 oy, Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu arasında da ortalama 1000 civarında oy farkı ile seçim sürecini tamamlamıştı.

2019 seçimlerinde Eyüpsultan genelinde başarısızlığın söz konusu olmadığının altını çizen Emel Bilenoğlu, “Oy oranlarından da anlaşılacağı üzere doğru adaylarla seçime girmişiz. Bunun aksine düşünecek olursak, belediye başkan adayı ile ilçe belediye başkanı adayı arasında çok daha büyük oy farkı olması gerekiyordu. Halkımız tevazu göstermiş, Ekrem Başkan'a da, bana da neredeyse aynı oranda oy vermiş” dedi.

 

25 YILDIR ARALIKSIZ SÜREN BAŞARILI İŞ HAYATINDAN SONRA NEDEN SİYASET?

Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü mezunu olan Emel Bilenoğlu, 15 yıl çeşitli kurumsal firmalarda tasarım müdürlüğü ve koordinatörlük görevlerini yürüttükten sonra, 10 yıl da kendi firmasında Türkiye’nin önemli firmalarının tasarım danışmanlığını sürdürdü. Halen gıda sektöründe faaliyet gösteren, kendi firmalarında tasarım ve kurumsal danışmanlık yapan evli ve 2 çocuk sahibi Bilenoğlu’na, ‘Neden Siyaset’ dediğimizde, “Başta kendi çocuklarım olmak üzere tüm çocuklar için daha keyifli, daha efektif ve daha yaşanabilir bir ülke için karıncanın taşıdığı bir damla su gibi hissediyorum kendimi” cevabını vererek, “Belki yangını söndüremem ama hiç olmazsa safım belli olsun” diyerek siyasete adım attığını ve belediye başkan adaylığına giden süreci paylaştı.

Gezi süreciyle birlikte, 25 yıllık başarılı iş hayatının ardından, ‘Benim de ülkemiz ve çocuklarımıza bir katkım olabilir’ amacı ile siyasete girdiğini, aktif siyasete başladığı ilk yıllarda çok tökezlediğini, hatta bir müddet siyasete yabancılaşarak geri çekildiğini, bir süre izleyici rolü üstlendiğini ve bu kez daha kararlı ve daha emin adımlarla siyaset yapmaya karar verdiğini belirtti.

Adaylığı boyunca ‘Eyüp’te Kadın Belediye Başkanı Olmaz” mantığına tamamen ters çalıştığını ve başarılı bir seçim sonucuna ulaştıklarını düşündüğünü belirten Bilenoğlu, “Geldiğimiz noktada oy oranını %40.2’den %47.4’e çıkarmak bir başarı ama biz başarıya her zaman kazanmak gözüyle baktığımız için seçimi kaybettik diyoruz ama ben kendimi seçimi kazanmış olarak görüyorum” ifadeleriyle devam etti.

 

“KADINLAR DOĞASI GEREĞİ İDARECİDİR”

Kadınların aile içinde evin ekonomisi, çocukların sağlığı, beslenmesi ve eğitimi gibi tüm konularda hem karar verici hem de süreci yöneten idareci konumda olduğunu söyleyen Bilenoğlu, ülkemiz tarihine baktığımızda da aslında geçmiş yüzyıllarda kadının çok daha değerli ve özel bir noktada olduğuna dikkat çekti.

Özellikle Asya'dan Anadolu'ya geçiş sürecinde son sözü söyleyenin kadın olduğunu ve kadına sorulmadan karar verilmediğini söyleyen Bilenoğlu, “Nasıl bir evrilme ise bugüne gelindiğinde en son Cumhuriyet'in ilanında kadına oy kullanma hakkı verilmiş. Öyle bir noktaya gelmiş ki, kadın gerileye gerileye artık bırakın söz sahibi olmayı, kendini ifade edip tercih ettiği kişiye oy atamayacak hale gelmiş” dedi.

 

Siyaseti bir kenara bırakacak olursak, herhangi bir sebepten dolayı da yaşadığımız ülkede kadınla alakalı çok ciddi problemler olduğunu düşündüğünü belirten Bilenoğlu, “Kadının siyasete çok fazla alet edildiğini düşünüyorum” ifadeleri ile kadının eteği, kadının duruşu, doğum yapma şekli, dünyaya kaç çocuk getireceği, ne kadar gülmesi ya da gülmemesi gerektiği gibi konuların her gündem yapıldığında, aslında ülkede bambaşka olayların yaşandığına işaret etti.

 

“GÜNDEMİ DEĞİŞTİRME KONUSUNDA ÇOK BAŞARILILAR”

“Ülkenin ekonomisi batıyor, kadının kırmızı ruju konuşuluyor. Dolar almış başını gidiyor, kadının çok güldüğü konuşuluyor. Ülkenin değerleri satılıyor, fabrikaları elden çıkarılıyor, kadının etek boyu, kaç çocuk doğuracağı konuşuluyor” diyerek devam eden Bilenoğlu, iktidarın gündemi değiştirme konusunda çok başarılı olduğunu, algı operasyonunu çok iyi yöneten bir iktidar partisi ile karşı karşıya olduklarını belirtti.

 

İktidarın suni bir gündemle olayları köpürterek, tüm gündemi değiştirebildiğini, bunu yaparken de çok başarılı bir sistemleri olduğunu ve bu konuda kendilerini gerçekten tebrik ettiğini belirten Bilenoğlu, “Biz altının, doların kaç para olduğu ile ilgileneceğimize, köpürmüş bambaşka konularla ilgileniyoruz. Ekonomiden sorumlu devlet bakanı çıktı ‘Dolarla maaş mı alıyorsunuz ki ilgileniyorsunuz’ dedi ve yaptığım saha çalışmalarında iktidar partisine oy veren seçmenden de aynı cümleleri duydum. Evet, haklısınız dedim. Keşke dolarla maaş alsak ama aldığımız her şeyi zaten yurt dışından getiriyoruz, dolayısıyla yaşam standartlarımız aşağıya düştü bunu fark etmiyor musunuz? dediğim zaman bu kez örnekleme istiyorlar. En basiti kullandıkları cep telefonundan örnek veriyorum, ‘Yerli malı alın o zaman’ diyor. Yerli malı aldığım telefonun teknolojisi yurt dışından geliyor, yine pahalıya geliyor deyince biraz duruyor ve düşünmeye başlıyor. Gerçekten alfabeyi öğretir gibi tek tek açıklama yapmamız gerekiyor. Zor bir süreç biliyorum ama halkın her şeyin farkında olduğunu da biliyorum” dedi.

 

“HİÇ KİMSE KADINA POZİTİF AYRIMCILIK FALAN YAPMIYOR”

Ne iş hayatında ne de siyaset hayatında kendi tırnakları ile bir yere gelmek için çalışan kadınların ne yazık ki çok da bir şey ifade etmediğini, kendi çabaları dışında hiç kimsenin de kadınlara pozitif ayrımcılık falan yapmadığını söyleyen Bilenoğlu şöyle devam etti.

“Aslında şu anda da kadınla erkek arasında bir koltuk kapma yarışı var ve ne yazık ki bu süreç kurumsal firmalarda da özel sektörde de siyasetin içinde de aynı şekilde ilerliyor.

Kadın haklarıyla ya da kadın cinayetleriyle ilgili sahaya çıktığımızda, kadınlardan daha fazla hak savunuculuğu yapıp kadınların önüne geçerek pankart açan erkeklerin, kadının bir yere atanmasıyla ya da görevlendirilmesi söz konusu olunca, aynı şekilde kadının önüne geçmeye çalıştığını görüyorum ve bunları yüksek sesle her yerde söylemek istiyorum”

 

“HEM SOSYAL DEMOKRATIM DİYECEK HEM DE BİR KADINLA BU ŞEKİLDE KONUŞACAK”

Bir televizyon programına konuk olan SONAR Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı’nın CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nu hedef alan sözlerini ve sonrasında yaşanan polemikle ilgili düşüncelerini de sorduğumuz Emel Bilenoğlu, “Bayrakçı'nın tavrını öncelikle bir kadın olarak kınıyorum. Canan Kaftancıoğlu, evet bir partinin il başkanıdır, sözcüsüdür, en üst kurumudur ama her şeyden önce bir bireydir. Bazı fikirlerine katılmıyor olabilirsiniz. Bu onun şahsi fikirleridir. Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz. Kendinizle örtüşmeyen düşüncelerini tartışabilirsiniz, eleştirebilirsiniz ama 81 milyonun izlediği bir kanalda, kadına şiddetin bu kadar çok tartışıldığı bir ortamda, sesinin ayarını bilmeden, neredeyse ağzından köpükler taşırarak bağıra bağıra bir kurumun il başkanına haddini bildirmeye çalışmaktaki amaç nedir anlayamadım” diyerek devam etti.

*Bir kadına karşı ses tonu, eleştirel yaklaşım, üslup bu mudur? Sosyal Demokrat olduğunu iddia eden, Cumhuriyet Halk Partisi değerlerine sahip çıktığını ifade eden bir arkadaşımızın bir kadına her fırsatta bu kadar yüksek sesle hitap etmesi bana çok yanlış geliyor. Mesleki ve etik değerlerle birlikte doğru bir yöntem olmayışından ziyade, haddini aşan konuşmalar olduğunu düşünüyorum.

*Eleştirebilir, beğenmeyebilir, görev aldığı yere kendisini uygun görmeyebilir, hatta kendi ifadelerinden dolayı görevden alınmasını bile talep edebilir. Bu davranış tarzı, kadına yönelik şiddeti de köpürten, normalleştiren bir süreçtir. Şiddetin fizikseli ya da sözlüsü olmaz.

*Eleştiri haktır ve eleştirilen hatalı ise eksiğini düzeltmeye, değilse kendisini ifade etmeye çalışır. Ama bağırarak, sesini yükselterek, nobranlaşarak süreci yönetmeye çalışmak, bana göre planlanmış programlanmış ve amacı çok belli olan çirkin bir yöntemdir. Siyasi kimliklerimizi bir kenara bırakarak, her şeyden önce kadına karşı sözlü ya da fiziksel şiddetin her türlüsüne karşı olan biri olarak kınıyorum.

 

“SİYASET BİR SEKTÖR DEĞİLDİR”

Adaylık sürecini, saha deneyimlerini ve gelecekle ilgili düşüncelerini de sorduğumuz Emel Bilenoğlu, öncelikle belediye başkan adaylığı sürecinin, seçimden 2-2,5 ay önce başlayan ve seçim gününün akşamına kadar devam eden bir süreç olmadığının altını çizdi.

“Bir belediye başkan adayı, seçim sürecinde halka dokunuyor ve sözler veriyorsa, bir sonraki seçime yani yeni bir belediye başkan adayı gelene kadar o sorumluluğunu taşıması gerektiğini düşünüyorum” diyen Emel Bilenoğlu, bir sonraki süreçte kimin aday gösterileceğinin hiç önemi olmadığını, yeni adayın kendisinden önce parti politikalarını anlatan, vatandaşa dokunan bir elin sıcaklığını sürdürerek hem zaman harcamayacağını, hem de çok daha başarılı bir süreci geçireceğine inandığını belirtti.

 

"BEN KENDİMİ SORUMLU SAYIYORUM"

Bilenoğlu; “Adaylık sorumluluğu verilen kişinin, bir dahaki seçimin 5 yıllık sürecini sahadan ayrılmayarak tamamlaması gerektiğini düşünüyorum” diyerek, seçimin kaybedilmesine neden olan parametrelerin analizinin yapılarak, gelecek seçimlere hazırlanmanın da önemine değinen Bilenoğlu, seçime 2 ay gibi bir süre varken seçim sathında çalışmanın da önemli bir dezavantaj olduğunu kaydetti. 

Bir kadın aday olarak sahada hiçbir negatif algı almadığını, çaldığı her kapının açıldığını, özellikle de hafta içi gündüz saatlerinde yaptığı ev ziyaretlerinde diyalog kurma noktasında kapıların kendisine çok daha rahat açıldığını, açılmakla kalmayıp içeriye davet edildiğini, çay kahvede içerek sohbetler ettiğini belirten Emel Bilenoğlu, “Çünkü kadın kimliğimle kapıyı çaldım” dedi.

Hatta bir gün Çırçır Mahallesi’nde bulunan Kız Kuran Kursu’na gittiğini, kapıyı açan kadının kendisini görünce, “Aaa Emel Hanım hoş geldiniz. Oyumu size vereceğim” dediğini ve böylesi bir net kararlılık karşısında kendisini şaşırttığını ifade eden Emel Bilenoğlu, sebebini sorduğunda ise, karşısındaki kadının “Dün sabah saat 6’da kızım okula giderken duraktaymışsınız ve ona poğaça vermişsiniz. Bir kadın olarak orada olmanız bizi çok mutlu etti ve ana kız size oy vereceğiz” dediğini ve bunun gibi kendisini mutlu eden birçok anısının olduğunu söyledi.

Eyüp ilçesindeki vatandaşlarla yaptığı görüşmeler neticesinde kendisinden en çok bebek bezi, bebek maması, kahvaltılık, okul ayakkabısı, mont, kaşkol, bere gibi ihtiyaç talepleri olduğunu, bu ülkede oğluna pantolon alamadığı için intihar eden bir baba gerçeğinin yaşandığını sözlerine ekleyen Bilenoğlu, “Hala bile bana gelen mesajları okuyup sofraya oturduğumda yediğim yemek boğazımdan geçmiyor” dedi.

 

"KADINLAR HER ALANDA BAŞARILI"

“Bundan sonraki süreçte; mesleki ve siyasi çalışmalarının hepsini, özellikle Türkiye'de değer görmeyen veya her ne yaparsa yapsın erkek figürünün gölgesinde kalmak zorunda olan kadınlar adına, bir şekilde o gölgeden sıyrılıp daha aydınlık bir noktaya gelinmesi için de değerlendirebilirsiniz”

 

"MECLİS ÜYELERİ ÖRGÜT İRADESİYLE OLMALI"

İlçe meclis üyelerinin örgütün iradesiyle seçilmesi gerektiğini de adaylık döneminde açık açık ifade eden bir belediye başkan adayı olan Emel Bilenoğlu, “Hatta belediye başkan adaylarının da ön seçimle belirlenmesi gerektiğine inanan ve bunu ifade eden biriyim. Böylelikle kırgınlık ve dargınlık asla olmaz ve ne çıkarsa çıksın, kim gelirse gelsin o kişinin neden orada olduğu sorgulanmaz. Çünkü örgütün kararıdır ve sonuç itibariyle de doğru bir karardır diye düşünüyorum”

 

“İBB’DE, İKTİDAR PARTİSİNİN TALEBİNE GÖRE KURULMUŞ 25 YILLIK BİR SİSTEM VAR”

Seçim sonrası süreci de değerlendirmesini istediğimiz Emel Bilenoğlu, yeni dönemde Ekrem İmamoğlu ve meclis üyesi arkadaşlarını çok başarılı bulduğunu söyleyerek, eksik olduğunu düşünenlerin olabileceğini ama 25 yıldır yönetilmekte olan ve kadroları tamamen iktidar partisinin talebine göre kurulmuş bir sistemi yönetmeye çalışan yeni bir ekibi de anlamak gerektiğinin altını çizdi.

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)’nin Ekim ayı oturumunda konuşan Meclis Grup Başkan Vekili Doğan Subaşı’nın “İstanbul’a geldiğimizde gördüğümüz manzara adeta her tarafı dağınık bir ev görünümündeydi. Mutfakta bulaşıklar yığılmış, çöp boşaltılmamış, banyoda çamaşırlar birikmiş durumdaydı. Çarşaf, yorgan, yastık kirli bir haldeydi. Şimdi biz ortalığa çeki düzen veriyoruz” açıklamasının tüm durumu izah ettiğini söyleyen Emel Bilenoğlu, kimsenin elinde sihirli bir değnek olmadığını ve bir anda normalleşme sürecine girilemeyeceğini de ifade ederek, “Biraz vicdanen sorgulayan herkes, gerçekten İstanbul'da çok güzel şeyler yapıldığını görür. Meclis çoğunluğu bizde olmadığı için gönlümüzce hareket edemiyoruz belki ama ilçe ve İBB meclis üyelerimiz sahada ciddi çalışmalar yapıyor. Sene sonunda İstanbul halkının başarılı bir çalışma göreceğine %100 eminim” dedi.

 

"YEREL SEÇİMLERDEN ÖNCE ÜLKENİN DÖNÜM NOKTASI OLACAK GENEL SEÇİMLER VAR"

Kendisi için asıl önemli olanın yerel seçimlerden önce yapılacak olan genel seçimler olduğunu ve 2019'un Eyüpsultan Belediye Başkan Adayı olarak, öncelikle 2023 ya da olası bir erken seçim için çalışmayı kendisine görev addettiğini belirten Bilenoğlu, “Genel seçimleri çok önemsiyorum. Çünkü ülke için de bir dönüm noktası olacağını düşünüyorum. Sosyal demokrasiye inanan insanların bu ülkeyi yönetmesi gerektiğine inanıyorum” diyerek devam etti.

2023 yılında çıkacak olan Millet İttifakı'nın, gerçekten bu milletin hayrına işler yapacağını ve seçimi kazanacağını düşündüğünü belirten Bilenoğlu, şöyle devam etti.

 

*2024’e yönelik hem gönüllü gruplarla hem de Cumhuriyet Halk Partisi'nin bütün kılcal damarlarıyla yoğun çalışmalar yapıyoruz ve ülkenin hayrı için bu seçimin kazanılması gerektiğini düşünüyorum.

 

*Bu ülke tek bir kişinin ağzından çıkan cümlelerle yönetiliyor ve amaç bundan sonra büyükşehirleri de ilçe belediyelerini de atama yaparak yönetmek. 2024'e yönelik yaptığım çalışmalar öncelikle sahanın boş kalmaması adınadır.

 

*Şu anda partime çalışıyorum. Bireysel yaptığım şeyler tabii ki var ama adayı 3 faktörün belirleyeceğini de biliyorum. Birincisi saha yani halk, ikincisi örgüt, üçüncüsü genel merkez. Dolayısıyla ben burada verdiğim sözlerin arkasındayım ve yeni aday gelene kadar partim adına ve aday tanımıma uygun şekilde çalışmalarımı sürdüreceğim.

 

2019 seçimlerinde de kendisine ‘Kaybederseniz ne yapacaksınız?’ sorusunun çok geldiğini, çalışmaya devam edeceğini söylediği halde kimsenin inanmadığını ve seçimin kaybedeni olmasına karşılık ertesi gün teşekkür ziyaretlerine başladığını, zaman zaman da ağladığını söyleyen Bilenoğlu, ziyaretleri esnasında ‘Emel Hanım bu kadar yüksek oyu alacağınızı bilseydik size oy verirdik. İstemeyerek öbür tarafa oy verdik’ diyen esnaflarla da karşılaştığını belirtti.

 

“BUGÜN YAPILAN ÇALIŞMALARIN DEĞERİ, GENEL SEÇİMLERDE ANLAŞILACAK”

Gelecek süreci tersine çevirmenin yolunun aslında saha çalışmalarına ara vermemek olduğunu söyleyen Emel Bilenoğlu, “Örgütsel yapılarda kaybetmiş bir belediye başkan adayının sahada olması alışılagelmiş bir şey değilse de 2024'te yaptığımız çalışmalar çok daha iyi anlaşılacak ve benden sonra gelecek aday ‘iyi ki çalışmış’ diyecek. Kimin aday olacağının da çok önemi yok, çünkü iktidara giden o yolu arkadaşlarımızla beraber açmaya çalışıyor ve diyoruz ki; “Cumhuriyet Halk Partisi öyle bir partidir ki kaybetse bile sahadan ayrılmaz. Bakın kaybettik ama yanınızdayız, verdiğimiz tüm sözlerin arkasındayız. Tapu probleminde, eğitimde, sosyal hizmette, -sıkıntım var koş, dediğinizde yanınızda olduk. O yüzden korkmayın oyunuzu verin. ‘Kaybeden bir parti böyle çalışıyorsa, iktidar bir parti neler yapmaz’ düşüncesini vermemiz lazım” dedi.

Yaptıkları saha çalışmalarında aslında iktidar partisinin de rahatsız olduğunu, bu çalışmaların ne anlama geldiğini çok iyi bildiklerini söyleyen Bilenoğlu, ilçe başkanları ve örgütün zaten çalışmalar yaptığını ama toplumsal olaylarla mücadele etmekten belki de saha çalışmalarına zamanları bile kalmadığını belirtti.

 

"HEP BİRLİKTE KAZANACAĞIZ "

Bilenoğlu, saha çalışmalarında ilçe örgütlerinin de neler yaptığını anlattıklarını söyleyerek, yaptıkları çalışmalara ‘ADAY’ olarak görevlendirilen kişinin sorumluluğu olarak baktığını söyledi.

Aday olarak belirlenen kişinin, öncelikle parti rozetini çıkararak Türk Bayraklı rozet taktığını ve ‘Herkesin Belediye Başkanı olacağız’ ifadelerini de hatırlatan Bilenoğlu, gittikleri her yerde CHP öncülüğündeki Millet İttifakı iktidarındaki Türkiye’de neyi nasıl çözümleyeceklerini, ülkenin beş temel sorununu ve on üç maddelik çözüm önerilerini içeren Genel Başkan'ları Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı ‘İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi’ni de anlattığını söyleyerek konuşmasını tamamladı…

RÖPORTAJ: SELVİ SARITAÇ - İSTANBUL GÜNDEMİ