ALİ RIZA YILDIRIM: ‘MİLLETİN DERDİNİ ÇÖZMEK İÇİN PARTİLER ÜSTÜ DÜŞÜNMELİYİZ’

CHP Meclis Üyesi Ali Rıza Yıldırım, Ümraniye meclisinde yaptığı konuşmasında vatandaşların sosyal ve ekonomik sorunlarını anlattı.

Ümraniye Meclisi Mart ayı ilk oturumunda partisi adına gündem dışı konuşmak için söz alan CHP Ümraniye Belediye Meclis Üyesi Ali Rıza Yıldırım, ekonomik sıkıntıların giderek arttığını, eğitimde fırsat eşitsizliği yaşandığını ve toplumsal çöküşün eşiğine gelindiğini vurguladı. Yıldırım, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“SORUNLAR TOPLUMUN ORTAK MESELESİ”

“Yerleşik, meşru devletler ile ortak çalışmanın yüksek maliyeti, karşılıklı antlaşmalar ve uluslar arası hukuktan doğan yükümlülükler, dünya kurumlarının müdahalesi gibi sebepleri külfet gören emperyalist ülkeler emelleri doğrultusunda yöntem değiştirdi; daha pratik, mobil, ucuz maliyetli, kullan at mantığı ile oluşturdukları; ilkel, cani, paralı terör şebekeleriyle maalesef bölgemizi şekillendirme, kontrol etme, sömürme çabasındadırlar. Bu mealde şubat ayında Gara bölgesinde Pkk terör örgütü tarafından şehit edilen 16 yurttaşımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır, tüm milletimize başsağlığı diliyorum. Önceki dönem İBB başkanı sayın Kadir Topbaş’a Allah’tan rahmet diliyorum.

Aslında bu konuşmamı geçen ayki oturumumuzda yapacaktım. Maalesef bir talihsizlik oldu yapamadım. Bu güne kısmetmiş. Zaten o günden bu yana da söyleyeceklerim açısından pek bir şey de değişmedi.

Değerli arkadaşlar dünyayı kasıp kavuran, hayatı alt üst eden, ekonomi ve siyaset otoritelerince tarihin en büyük krizi diye adlandırılan Covid salgını ve sürecinin ülkemizdeki olumsuz etkileri üzerine, sizin de malumunuz olduğuna inandığım temel konulara değinmek istiyorum. Ve yaşamsal nitelik kazanan bu meselelerin çözümünün artık siyasi rekabetin, kavgaların, kamplaşmaların ötesinde toplumun ortak meselesi haline geldiğine inanıyorum. İlave olarak yeni mutasyon, hızlı ve değişik varyantlar, aşı  hayatımızı ne hale getirecek, onu da yaşayıp göreceğiz.”

“HEPİMİZ ŞAHİT OLUYORUZ”

“Değerli arkadaşlar gelinen durumda ekonominin temel direği, köklü bir geçmişe sahip olan esnaf ve sanatkarlarımız perişan durumdadır. Esnaflarımız da çaresiz, çalışanları da. Borçları birikiyor, dükkanı, tezgahı çevirecek müşteri, iş, para akışı yok. Çarşılar bomboş, kepenkler kapalı. Başta İstanbul olmak üzere 2020 yılında 100 bin esnafımız iş yerlerini kapattı, işlerini feshetti. Kira, fatura, vergi, masraflar dağ gibi büyüdü; bunun yanı sıra destek çok az ve yetersiz kaldı. İş yeri sahipleri; Birikimi olan cepten yiyor, olmayan evini, arabasını satıp borcunu, bankasını, faizini kapatıyor. Ümraniye’de faaliyet gösteren esnaf, sanayici, üreticilerimiz ve onların çalışanları da bu sıkıntıları elbette fazlasıyla yaşıyor; hepimiz şahit oluyoruz ve görüyoruz.

Oteller bom boş, turist sayımız ve turizm gelirlerimiz 3’te 1 oranında azaldı. Seyahat acenteleri kapanmış durumda. Bu sektörde çalışanlar işsiz ve mağdur.”

“SANATÇILAR EKİPMANLARINI SATIYOR”

“Sanatçılarımız, kültür elçilerimiz, müzisyen, tiyatrocu işsiz kaldılar. Sahneleri kapandı, çalıştıkları müzikholler, düğün, nişan salonları kapalı. Hiçbir destek alamadılar onlar da perişan oldu. Sosyal medyada maddi yardım talebinde bulunan ünlü sanatçılarımız var. El işi, takı yapıp satan, başka işlerde çalışarak ayakta kalmaya çalışan sanatçılarımız var. Ekipmanlarını, kostümlerini satılığa çıkaran sanatçılarımız var. İnşallah sorunlarına bir an evvel çözüm bulunur. Kültür –sanat hayatımıza katkı sunmaya devam ederler.”

“TARIM YOKSA HAYAT YOK”

“Bu süreçte elbette köylümüzün, çiftçilerimizin sorunları daha da derinleşti. Tarım yoksa hayat yok diyoruz ama tarımı yapacak imkanlar da yok oldu. Tarımın en önemli girdileri mazot, gübre, ilaç ve fiyatları, tarımın önünde büyük engel. Yapılan üretim de çiftçilerimizin emeklerini karşılamıyor. İlave olarak üretici de tüketicimiz de bir takım durumdan fırsat yaratmak isteyen, art niyetli spekülatörler tarafından kazıklanıyor, soyuluyor. Bu konuyla ilgili geç kalınmış olsa da denetim faaliyetlerine başlanmış olması, yetersiz de olsa tarıma destek açıklamaları sevindirici…Umarım netice alınır. Çiftçilerimiz, milletimiz bir nebze olsun nefes alır.”

“İNTERNETİ OLMAYAN KÖYLERİMİZ VAR”

“Yıllardır bir türlü düzene koyamadığımız eğitim sistemimiz de pandemi sürecinde hepten alt üst oldu. Uzaktan eğitime başlayan öğrencilerimiz, eğitimden iyice uzak kaldı. Karşı karşıya kalınan durumda, bilgisayar, tablet, internet olmayan binlerce ev bulunuyor. Bu evlerde yaşayan çocuklarımız eğitimi tam manasıyla takip edemiyorlar ve en temel hakları olan eğitim haklarından mahrum kalıyorlar. Kış aylarında elektriği kesilen, saatlerce, günlerce bağlanamayan köylerimiz var. Tablet, en yakınımızdaki öğrencilere bile yeterince ulaştırılamıyor. Bu aksaklıklar yüzünden öğrencilerimiz eğitimde eşitsizliğe maruz kalıyorlar. Bir haber programında dinledim; 30 kişilik bir sınıfta 7-15  arası sayıda öğrenci ancak çevrimiçi olabiliyormuş. Öğretmen ile öğrenci arası takipleşme, iletişim sağlıklı eğitim için yeterli düzeyde değil.”

“VATANDAŞ ETİ KURBANDAN KURBANA TADIYOR”

“Toplumumuzun temel direği aileler, ağır geçim sıkıntısı çekiyor. Anne babalar pahalanan mamaları artık alamıyor. Bebeklerini en ucuz bebe bisküvileri ile beslemeye çalışıyor. Bez fiyatları, temizlik malzemeleri, cep yakıyor. Yumurta fiyatları bir yılda ikiye katlandı. Geçtiğimiz ocak ayının zam şampiyonu yüzde 24,5 artışla süt oldu. Eti gerçekten kurbandan kurbana tadan yurttaşlarımız var. İnsanlarımız biraz daha ucuza alış veriş için akşam pazarlarına akın ediyor. Elektirik, doğalgaz fiyatları üşüyeni donduruyor. Ağır bir pahalılıkla mücadele ediyor halkımız.

Bunun yanı sıra Sayın Cumhurbaşkanımız katıldığı nikah, düğün törenlerinde çiftlere en az üç çocuk yapmalarını tembihliyor. Peki bu üç çocuk, geleceğimiz olan çocuklarımız et, süt, yumurta yeterli miktarlarda tüketemezlerse, gerekli protein ve vitaminleri alamazlarsa akıl ve beden sağlığı gelişimlerinin normal olacağını söyleyebilir miyiz?”

“EĞER BU PEYGAMBERİN ÜMMETİ İSEK…”

“Sorunlarını görüşmek için ocak ayında Türk-İŞ’in başkanı Sayın Cumhurbaşkanı’nı ziyaret etti ve eminim bu sıkıntılardan bahsettiler. Türk-İş’in belirlediği açlık sınırı 2 bin 652 lira. Resmi verilere göre asgari ücretin altında aylık alan 5.2 milyon emekli var. Aylık 899 TL ile geçinen 11.6 milyon yurttaşımız var. ‘Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’ demiş yüce Peygamberimiz. O kadar çok aç, muhtaç insanımız var ki bunları bilmemiz, duyurmamız, dertlerine derman aramamız hepimizin boynunun borcu. Eğer bu peygamberin ümmeti isek.”

“YUVALAR YIKILIYOR”

Zor zamanlar için büyüklerimizden işittiğimiz özlü sözlerimiz var. Ayağını yorganına göre uzat, kendi yağınla kavrul gibi. Bu sözlerin de bu günlerde bir hükmü kalmadı. Zira ayçiçek yağı almak bile her yurttaşımızın harcı değil ki; nasıl alsın da kendi yağıyla kavrulsun!

Bütün bu gelişmeler, sonunda her sahada yoğun bir işsizliğe sebep oldu. Buradaki hepimiz her gün yana yıkıla iş arayan insanlarımızla, gençlerimizle muhatap oluyoruz. Bu arkadaşlarımız iş bulamıyor, en temel ihtiyaçlarını karşılayacak paraya ulaşamıyor. Bu durum aile içinde bireylerin birbirine güvenini, saygısını zedeliyor; psikolojik, ruhsal sağlık problemleri oluşuyor. Neticede madde kullanımı çığ gibi büyüyor. Boşanmalar had safhada, yuvalar yıkılıyor.

Burada telafuz etmek istemediğim bir çok çirkin olayda istatistikler kat be kat artış olduğunu gösteriyor. Bir sosyal çöküntü ve travma problemine doğru evriliyor toplumumuz. Allah korusun.

Bu olaylardan bahsettikten sonra görüldüğü gibi çözülmesi gereken; insanı, sosyal, ekonomik boyutu olan daha bir çok ağır meselemiz var. Ve bu meselelerin çözümü bana göre siyaset üstü, partiler üstü bir hal almıştır. Bütün toplum kesimleri, kurumlar, birlikte el ele vererek, sağ duyuyla düşünerek… Belediye, parti demeden ayrıştırmadan vatandaşlarımızın, milletimizin, gençlerimizin, esnafımızın meselelerine çare aramalıdır. ‘Sadece ben bilirim’ demeden, gürültü patırtı etmeden, şov yapmadan böyle dönemlerin ruhuna uygun tavırlar sergileyerek… Millet olarak bu ağır koşulların sağ salim üstesinden gelmeye çalışmalıyız diyorum.”