Musa Has


ÖLÜMÜ HİÇ DÜŞÜNÜYOR MUYUZ?

Ölüm her canlı için kaçınılmaz bir gerçektir. Her canlı doğar yaşar ve ölür. Öldükten sonra tekrar dirileceğimize inanmayanlar olabilir. Ama ben inananlardanım. Çünkü bütün alem bu dirilişin bir delilidir. Her sonbaharda ölen tabiat ilkbaharda yeniden diriltiliyor. Aslında birçok hakikat bu dirilişe delildir. Her neyse, dirilişe inanmayanlar bizi pek fazla ilgilendirmiyor. Çünkü ceza ve mükafat bizim elimizde değil.


Ölüm her canlı için kaçınılmaz bir gerçektir. Her canlı doğar yaşar ve ölür. Öldükten sonra tekrar dirileceğimize inanmayanlar olabilir. Ama ben inananlardanım. Çünkü bütün alem bu dirilişin bir delilidir. Her sonbaharda ölen tabiat ilkbaharda yeniden diriltiliyor. Aslında birçok hakikat bu dirilişe delildir. Her neyse, dirilişe inanmayanlar bizi pek fazla ilgilendirmiyor. Çünkü ceza ve mükafat bizim elimizde değil.
Biz ölüm gerçeğinden bahsedeceğiz. Ölümün her canlıyı ansızın yakalayacak olan değişmez bir hakikat olduğunu Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim şöyle ifade ediyor; “Nerede olursanız olun, ölüm size ulaşır. Sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile.” (Nisa 78)
Bugüne kadar ölüme ne çare bulan olmuş ve ne de olacaktır. Bu değişmez bir kaidedir. Bunu kimse inkar edemez. Vakti gelen er-geç gidecektir. Yine bir Ayette, “Her ümmetin eceli vardır. Vakti gelince ne bir an geri kalır ne de bir an ileri gider.” (Araf 34)
Dünya kurulduğundan bugüne kadar nice insanlar ve nice yakınlarımız bu değişmez gerçeğe boyun eğip bu dünyadan gitmişlerdir. Biz dahi gideceğiz.
Öyleyse aklın yolu madem birdir. Hepimiz böyle bir gerçekle karşı karşıya kalacağız ve öleceğiz. O halde, aldanmakta fayda yoktur.
Bu gerçeğe karşı ne yapmamız lazım? Madem ölüm öldürülemiyor, öyleyse çarelerini araştırmamız lazımdır.
Peki, o halde çare nedir? Bu soruya cevap olarak diyebiliriz ki: Şu fani dünyanın üç yüzü vardır. Bunlardan birisi ahirete bakar. Yani onun tarlasıdır. Burada ne ekersek ahirette onu biçeceğiz. Bu noktadan baktığımız zaman  insan için dünya çok kıymetlidir. Zira ebedi hayat burada kazanılacaktır. Bizim her iyi ve doğru amelimiz bize baki bir hayatı elde etmemize yarayacaktır.O zaman bu dünyayı iyi ve güzel ameller yaparak değerlendirmeliyiz.Yoksa bu ticarethane olan dünyada zarar eder isek öbür tarafta elimize bir şey geçmez.
Dünyanın ikinci yüzü ise Esma-ı hünsaya bakar ve Allah’ın güzel isimlerinin tecelli ettiği yerdir. Bu tecelliyatı seyretmek ve anlamak cihetiyle dünyanın bu yönü de güzeldir.Çünkü dünyada ve etrafımızda cereyan eden olaylarda Allah’ın isimleri tecelli etmektedir.Mesela ilkbaharda Allah’ın cemil ismini ve kışta celal ismini seyretmek gibi.
Dünyanın üçüncü bir yüzü ise bizzat dünya kendine bakar. Yani insanların heves ve keyiflerine bakar. Bunun ise hiç bir kıymeti  yoktur.
İşte dünyanın bu yönlerinden sonra kabir kapısı karşımızda var. Ve bu kapıyı kimse kapayamıyor. İster istemez hepimiz oraya gideceğiz.Madem kısa bir dünya hayatımız var ve ebedi hayat burada kazanılacaktır. O halde dünya için ebedi hayatımızı karartmayalım. Yüce kitabımız Kur’an’da, “Dünya hayatı sizin için bir oyun ve eğlencedir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır.” (Ankebut 64)  buyrulmaktadır.
Dünyaya dalıp bu hayatı tatlı görüp ve ahireti unutanların sonu hüsrandır. Bakınız Asr suresi bu gerçeği ne güzel ifade ediyor;“Asra yemin olsun ki insanlar hüsrandadır.İman edip salih amel işleyenler birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.”  
Bu gerçekle hareket etsek bize yetmez mi?


  • Pazar 17 ° / 13 ° Güneşli
  • Pazartesi 18 ° / 12 ° Parçalı bulutlu
  • Salı 18 ° / 13 ° Parçalı bulutlu

İstanbul

17.11.2019

  • İMSAK 06:18
  • GÜNEŞ 07:46
  • ÖĞLE 12:54
  • İKİNDİ 15:28
  • AKŞAM 17:52
  • YATSI 19:15