TUZLA BELEDİYESİ'NDEN 65 YAŞ VE ÜSTÜ VATANDAŞLARA BAYRAM SÜRPRİZİ

E-TALKS TUZLA’NIN KONUĞU ÜNLÜ SANATÇI ASLI HÜNEL OLDU

KAĞITHANE'DE YAŞLILAR BAYRAMI PARK VE BAHÇELERDE KARŞILADI

BAĞCILAR BELEDİYESİ’NDEN 65 YAŞ VE ÜSTÜ İÇİN BAYRAM PROGRAMI

BAŞKAN ÖZTEKİN BELEDİYE PERSONELİYLE BAYRAMLAŞTI

BAŞKAN AKPOLAT VATANDAŞLARLA BAYRAMLAŞTI

TUZLA’DA ÜNLÜ ŞEFLER 65 YAŞ ÜSTÜ VATANDAŞLAR İÇİN 3 BİN BAYRAM TATLISI HAZIRLADI

DİYABET VE HİPOTİROİDİ YÜZ FELCİNE NEDEN OLABİLİR

Yüz felci, “fasiyal sinir” olarak adlandırılan yüz sinirinin değişik nedenlerle etkilenmesi sonucunda gelişebiliyor.

Bu sinirin özellikle konuşma, yemek yeme, su içme, gülme ve mimik hareketlerin yapılmasını sağlayan kasların çalışmasını ve aynı zamanda göz yaşı bezi, bazı tükürük bezlerinin çalışmasını ve dilin bir kısmının duyusunu sağlayan bir sinir olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Bölümü Direktörü Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, “Yüz felcinin gelişme riski hamile kadınlarda özellikle erken lohusalık dönemde ve üçüncü trimestirde normal popülasyona göre 3 kat daha yüksektir. Bunun dışında şeker hastalığı ve hipotiroidi hastalığı olanlarda da yüz felcinin gelişme riski diğer insanlara göre daha fazladır.” açıklamasında bulundu.

Yüz felcinin periferik yüz felci ve santral yüz felci olmak üzere 2 tipinin olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Bölümü Direktörü Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, “Toplumda yüz felci denildiğinde kastedilen tipi periferik yüz felcidir. Yüze gelen fasiyal sinirin beyin sapı dediğimiz bölgede çekirdeği vardır. Bu çekirdeğin üstündeki etkilenmelerde ortaya çıkan durum santral yüz felcidir, çekirdek ve yüze gelene kadar sinir trasesi boyunca olan etkilenmeler nedeniyle gelişen durum ise periferik yüz felcidir. Bunların hem nedenleri hem de klinik bulguları oldukça farklıdır. Santral yüz felci daha çok beyindeki damar tıkanıklıklarında, beyin kanamalarında, beyindeki enfeksiyon ve tümörlerde karşımıza çıkar.” dedi.

ENFEKSİYON, TRAVMA VE DİYABET YÜZ FELCİNE NEDEN OLABİLİYOR

Periferik yüz felcinde genellikle neden ortaya konulmasa da bunların sıklıkla viral enfeksiyonlara bağlı olarak ortaya çıktığını vurgulayan Nöroloji Bölümü Direktörü Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, “Travma ve kazalara bağlı sinirin yaralanması, multipl skleroz (MS), damar tıkanıklığı gibi özellikle beyin sapını etkileyen nörolojik hastalıklar, bu bölgenin tümörleri, otoimmun hastalıklar (sarkoidoz, sistemik lupus gibi) Guillain-Barre sendromunun bazı tipleri, diyabet hastalığı gibi rahatsızlıklar yüz felcine neden olabilir.” şeklinde konuştu.

BİR KAŞI KALDIRAMAMA VE MİMİKLERDE BOZULMA YÜZ FELCİNİN BELİRTİSİ

Yüzün bir tarafındaki kasların kuvvetsizliğine bağlı olarak o taraftaki kaşını kaldıramama, gözünü kapatamama, ağızda sağlam tarafa doğru kayma ve asimetrik görünüm, ağız kenarında sarkma, yüz ifadesinde ve mimik hareketlerde bozulmanın ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, “Ek olarak göz yaşında ve tükürük salınımında bozulmaya bağlı tek gözde ve ağızda kuruluk, bazı hastalarda tat duyusu bozukluğu ve nadiren seslerin aşırı duyulması (hiperakuzi) ortaya çıkabilir. Belirtiler saatler içinde ortaya çıkabilir. Başlangıçta özellikle kulak arkasına yayılan ağrı şikayetleri olabilir.” dedi.

TANI KLİNİK MUAYENE VE BULGULARA GÖRE KOYULMALI

Yüz felci tanısının klinik muayene ve bulgulara göre koyulduğunun aldığı çizen Nöroloji Bölümü Direktörü Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, “Muayene bulguları çok tipiktir. Periferik yüz felcinde hastanın gözünü kapatamaması ve kaşını kaldıramaması santral yüz felcinden ayırt etmede çok önemlidir. Klinik değerlendirme dışında sinirdeki etkilenmenin ağırlığını veya etkilenme olup olmadığını objektif olarak gösteren EMG (Elektromiyografi) tetkikinin yapılması gereklidir. Hatta hastalığın takibinde ve sinirdeki düzelmenin seviyesini saptamada aynı test çok değerli bilgiler vermektedir. Başka bir nedenin olup olmadığını anlamak için muayene eden doktorun değerlendirmesi sonucu kan tetkikleri ile MRI veya tomografi gibi görüntüleme tetkikleriyle de incelemek gerekebilir” açıklamasında bulundu.

YÜZ FELCİNİN YARISINDAN FAZLASI BİR AY İÇERİSİNDE DÜZELİYOR

Akut olarak ortaya çıkan ve birkaç gün içinde tüm bulguları belirginleşen genellikle yüzün tek tarafında etkilenmeye neden olan periferik yüz felcinin görülme sıklığının 100.000’de 20-30 civarında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, “Klinik bulguları yüzün etkilenen tarafında kuvvetsizlik, göz yaşı ve tükürük bezi etkilenmesi ve bazı hastalarda tat duyusu bozukluğu şeklindedir. Genellikle viral nedenlere bağlı özellikle de Herpes Simpleks virüsüne bağlı olarak ortaya çıktığı kabul edilir. Ayrıca Epstein-Barr, kabakulak, sitomegalovirüs, influenza ve HIV de Bell felcine neden olabilir. Hastalığın normal seyrine bakacak olursak yarısından fazlasında ilk bir ay içinde düzelme olurken, düzelme bulguları 3 aydan fazla gecikirse sekeller kalabiliyor. Ancak bu oran hastaların yüzde 10-15’ini geçmiyor. Bunlar kuvvetsizliğin tam düzelmemesi, gözü tam kapatamama ya da ‘sinkinezi’ dediğimiz bazı kasların aynı anda hareket etmesi veya sekresyonların olması şeklinde sekellerdir. Örneğin hasta gözünü kapatırken ağız kenarında çekilmenin ya da tam tersi olması veya yemek yerken göz yaşının akması.” dedi.

TEDAVİYE ERKEN BAŞLANMASI BAŞARI ORANINI ARTTIRIYOR

Yüz felci tedavisinde en önemli unsurun tedaviye mümkün olduğunca erken dönemde başlanması olduğunu belirten Nöroloji Bölümü Direktörü Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, “Medikal tedavide erken dönemde başlanılan kortikosteroidler oldukça etkilidir. İlk 7 günde başlanan kortikosteroid tedavisinin etkili olduğunu gösteren çalışmalar olmasına karşın özellikle ilk 3 günde tedavi başlanılan hastalarda sonuçlar daha yüz güldürücüdür. İlaç tedavisi ile birlikte gözü tam kapanamayan hastalarda gözün korunması çok önemlidir. Korneanın kuruması ve özellikle gece uyurken göz kapağının açık kalmasına bağlı oluşabilecek sorunlar önem taşır. Gözün nemli kalmasını sağlamak (yapay gözyaşı kullanmak), gece uykuda göz kapağının kapatılması vs gibi önlemleri almak çok önemlidir. Bunlara ek olarak hastalara mimik hareketlerinin tekrarlanması ve sinire yönelik elektrik stimulasyonları önerilmektedir. Düzelme saptanmayan ve takiplerde elektrofizyolojik olarak değişiklik olmayan ağır seyirli olgularda dekompresyon cerrahisi seçenek olarak değerlendirilebilir. Ancak bunun da etkileri hakkında değişik görüşler bulunmakta ve kesin netlik kazanan bir algoritması bulunmamaktadır. Yaklaşık olarak hastaların yüzde 90’ında tama yakın düzelme görülmektedir.” açıklamasında bulundu.