15 TEMMUZ GAZİSİ ORÇUN ŞEKERCİOĞLU: 'MESELE DEVLETİN BEKASI MESELESİYDİ'

Hain darbe kalkışmasının üzerinden tam dört yıl geçti. O kara gecede ülkesi için bir an bile düşünmeden gövdesini kurşunlara siper eden isimlerden biri olan 15 Temmuz Gazisi Orçun Şekercioğlu ile o gece yaşananlar hakkında konuştuk.

Hain darbe kalkışmasının üzerinden tam dört yıl geçti. O kara gecede ülkesi için bir an bile düşünmeden gövdesini kurşunlara siper eden isimlerden biri olan 15 Temmuz Gazisi Orçun Şekercioğlu ile o gece yaşananlar hakkında konuştuk. Şekercioğlu, yaşadıklarını her daim hatırlayacağını söylerken, "Mesele Cumhurbaşkanı Erdoğan değildi. O kalkışma, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milletine kast etmekti"ifadelerini kullandı.
 
 
AK Parti Ümraniye Belediye Meclis üyesi ve İnsani Fikir Akıncıları Derneği (İFADER) Başkanı Orçun Şekercioğlu, 15 Temmuz hain darbe girişiminin 4. yılında İstanbul Gündemi Gazetesi'ne önemli açıklamalarda bulundu. Kara gecede, o zamanki adıyla '1. Boğaz Köprüsü'nde, G3 mermisi ile yaralanan ve gazi olan Şekercioğlu, o gece ve sonrasında yaşananlar hakkında birbirinden ilginç şeyler anlattı. Doğma büyüme Ümraniyeli olan, 2002 yılında AK Parti çatısı altında, İstiklal Mahallesi'nde siyasi yaşantısına başlayan Şekercioğlu, teşkilatın her kademesinde bulundu. Mahalle yöneticiliğinden ilçe gençlik kolları başkanlığına, seçim koordinasyon merkezi başkan yardımcıllığından, İBB İstanbul Anadolu Yakası Yatırımlar Koordinasyon Merkezi yöneticiliğine kadar AK Parti'de birçok kademede görev alan Şekercioğlu, 15 Temmuz Hain Darbe girişimi için, "Mesele Cumhurbaşkanı Erdoğan değildi. Bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milletine kast etmekti"ifadelerini kullandı. 
 
 
İşte Şekercioğlu ve birbirinden çarpıcı açıklamaları: 
 
"BEN İLK OLARAK HERHANGİ BİR DARBE İHTİMALİNİ DÜŞÜNMEDİM"
 
 
Orçun Şekercioğlu, darbe söylentilerinin kulaktan kulağa yayılmaya başladığı 15 Temmuz akşam saatlerinde böyle bir olaya ihtimal vermediğine vurgu yaptı. Şekercioğlu, haberi aldığı anı şu sözlerle anlattı: "15 Temmuz günü, eşimin akrabalarının kına gecesi vardı. Bayanlar Çakmak Mahallesi'ndeki bir düğün salonundayken, bizler de söz konusu düğün salonunun karşısındaki bir kafede muhabbet ediyorduk. AK Parti İl Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görev yapıyorum o sıralarda. Biz kafede otururken, 'darbe söylentisi' var dediler. Ancak ben, hükümetin ülkeyi çok iyi bir şekilde yönettiği bir ortamda herhangi bir darbe ihtimalini bir an olsun aklıma getirmedim.  Sonrasında ise ulusal bir haber sitesinde, askerin köprünün sadece bir istikametini trafiğe kapadığı yönündeki bir haberi gördüm. Bu haberi okuyunca, aklıma ilk olarak bir terör saldırısı olması ihtimali geldi. sonrasında AK Parti İl Başkanlığı'ndan telefonumuza bir mesaj geldi. Acil il binasına gelmemiz söylendi. Biz bu mesajın ardından, ne olduğunu anlamak için telefon trafiğine girdik. Sonrasında gelen ikinci bir mesajda, askeri hareketliliğin arttığı yönünde bir bilgi paylaşıldı. Akabinde, TSK'nın sitesinden askerin yönetime el koyduğuna yönelik bir mesajın paylaşıldığı haberini aldım."    
 
 
"BU ÜLKEDE DARBE OLURSA TANKLARIN ÜZERİNE ÇIKACAK İLK ADAM BENİM"
 
 
Darbe söylentilerinin gerçeklik kazanmasıyla, kelimenin tam anlamıyla başından aşağıya  kaynar suların döküldüğünü söyleyen Şekercioğlu, "Büyük bir üzüntü yaşadım. Kına gecesinde olan eşimi ve oğlumu eve bıraktım. Sonrasında eşimle vedalaştım, helalleştim ve yola koyuldum. Oğlum, 'Baba gitme' dedi. bir şeylerin ters gittiğini anladı. gideceğim ve geri geleceğim dedim. Oğluma bunu söylemek zorundaydım. Ancak geri gelememe ihtimalimin çok yüksek olduğunun da farkındaydım. Çünkü, 2013 yılının Mayıs ayında, Mısır'daki darbede, bizler insanların üzerlerine nasıl ateş açıldığını gördük"dedi. Şekercioğlu, "Ben Mısır'daki darbenin öncesinde oradaydım. Hatta yazdığım anılarımda, 'Mursi'nin iktidarda olmasına karşın, askerlerin ondan hoşnutsuz olmalarını hissedebildim. Muhammed Mursi'ye de bir operasyon düzenlenebilir"notunu yazmışım. Bunu 2012 yılının Aralık ayında yazdım. O dönem , 2013 yılında Ümraniye'de, Mısır'daki askeri darbeye, Filistin'deki caniliğe ve Suriye'deki katliama 'dur' demek adına çok önemli, 30 bin kişilik bir miting düzenledim. Orada yaptığım konuşmada, 'Bir gün bu ülkede askeri darbe olursa, tankların üzerine çıkacak ilk adam ben olurum' dedim. Bu sözüme sadık kalmak anının geldiğini gördüm" diye konuştu.
 
 
İLK OLARAK CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN KISIKLI'DAKİ KONUTUNA GİTTİLER
 
 
Evden ayrıldıktan sonra ilk önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kısıklı'daki konutuna doğru yöneldiklerini ifade eden Orçun Şekercioğlu, askerin, kendi milletine silah dayamasını içine sindiremediğini ifade etti. Konu hakkında, "Sen milletin silahını millete doğrulttuysan, biz de gereğini yaparız.  1960'da, 1971'de, 1980'de ve 28 Şubat'ta demokrasi, demokrasi dışı yöntemlerle rafa kaldırıldıysa, biz bunların ışığında büyüdüysek gereğini yapmamız lazımdı. Yani mesele Erdoğan değildi. Erdoğan, milli iradenin yüzde 52 ile seçtiği bir Cumhurbaşkanı ve burada mesele yok"diyen Şekercioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: 
 
"Mesele Cumhurbaşkanı Erdoğan değildi. Bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milletine kast etmekti. Mesele devletin bekası meselesiydi. Mesele, 40 yıl yapılanarak devletin içine sızmış ve bana göre ABD Gizli Servisi'nin Türkiye'deki adı olan eski ismiyle 'Hizmet', bugünkü adıyla 'FETÖ' olan yapının, ülkenin istiklaline ve istikbaline kast etmesiydi. Erdoğan bizim siyasi liderimiz. Ben Erdoğan için sahaya inmeye de varım. Ona silah doğrultuğunda da sahaya inerim. Ama bu kasıt Türk milletine yapılmış bir kasıttı. İlk olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kısıklı'daki evine gitmemizin sebebi ise Adnan Menderes'e atılan iftiraların benzerinin, Erdoğan'a atılmasını önlemekti. Hatırlanacağı gibi; 'Adnan Menderes bir uçak dolusu altınla yurtdışına kaçarken yakalandı' gibi çirkin dedikodular yayılmıştı o zamanlarda. Aynı düzmeceyi, düzmece bir evrak, düzmece bir kumpasla gerçekleştiremesinler diye, MİT tırlarında, 17-25 Aralık olaylarında yaşanan kumpasları da yaşadığımız için, Cumhurbaşkanı konutunu korumak istedik."
 
 
"KISIKLI'DA KALABALIK OLUŞUNCA 1. KÖPRÜ'YE DOĞRU YOLA ÇIKTIK"
 
 
Her şeye rağmen ilk etapta, yine de darbeyi yapan tarafın FETÖ olduğunu düşünmediğini ifade eden Orçun Şekercioğlu, "Darbecilerin, ordu içerisindeki ulusalcı ve Kemalist kanat tarafından gerçekleştirildiğini düşündüm."dedi. Sözde irtica tediti ile Erdoğan'ı indirmek için düzenlenen bir girişim olduğunu ve FETÖ'nün gücünün böyle bir işe yetmeyeceğini düşündüğüne dikkat çeken Şekercioğlu, "Binali Yıldırım'ın, 'Ordu içinde yapılanması olan gruplardan birinin kalkışması' açıklamasından sonra, FETÖ'nün TSK içinde yapılandığını tahmin ettiğim için, FETÖ'nün bu hain planı hayata geçirmeye yöneldiğini düşünmeye başladım. O sırada Kısıklı'da, Enes kardeşimin kız kardeşlerini gördüm. Onlara da, 'Nene Hatunlar, Şerife Bacılar, Kara Fatmalar... Bu gece o ruhun zuhur edeceği andır' dedim. Sonrasında, Kısıklı'da da biraz kalabalık olmaya başlayınca 1. Köprü'ye doğru yola çıktık. Köprüye yaklaştıkça, helikopter ve silah sesleri duymaya başladık. Enes ile Erkan'a silah bulmalarını söyledim. Bir yandan da plan yapıyorum. Yine Erkan ve Enes'e, köprüye gittiğimizde komutanlarla konuşacağımı ve Türk Milleti adına onları teslim almaya geldiğimizi söyleyeceğimi ifade ettim. O anlarda, Ankara'da ne oluyor tam olarak bilmiyoruz ama asla İstanbul'u darbecilere kaptırmamak için mücadele edecektik"açıklamasını yaptı. 
 
 
"GAZİ OLMAK BENİM İÇİN GURUR AMA KAHRAMANLARDAN SADECE BİRİYİM"
 
 
15 Temmuz günü, Türk Milleti'nin kendi göbeğini kendisinin kesmesi gerektiğini söyleyen Şekercioğlu, vurulma anını ve sonrasında yaşananları şöyle anlattı: "Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne demişti? Aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur! Biz bu hitabe ile büyümedik mi? o gece solcusu, sağcısı, AK Partilisi, CHP'lisi sahadaydı ve gereğini yaptı. Biz silah bulamadık. Sadece taş bulduk. 'Allahu Ekber' diye yürümeye başladık, sonra ateş açtılar. Ben kasığımın altından, sağ bacağımdan G3 tipi kurşun ile vuruldum. Sonrası tam bir hengame. Önce Numune Hastanesi'nde ilk müdahalem yapıldı, ardından yarı baygın olarak Kartal Devlet Hastanesi'ne nakledildim. Yoğun bakım ve ortopedi tetkiklerinin ardından Tuzla GİSBİR'de ameliyat oldum. Ameliyat sonrasında ise 15 aylık bir tedavi süreci yaşadım. Benim için gazi olmak gurur. Ancak o akşam başka vurulan arkadaşlarımız ve şehitlerimiz de vardı. Benim için 'kahraman' ibaresi kullanıldı. Ben o kahramanlardan sadece biriydim."
 
 
ARKADAŞLARI YALNIZ BIRAKMADI: "ÇANAKKALE RUHU"
 
 
Orçun Şekerciğlu'nun gazi olduğu 15 Temmuz Darbe Girişimi'nde yanından bir an olsun ayrılmayan Enes Gedikoğlu ile İFADER Basın sözcüsü Yakup Paslı o gün yaşadıklarını, "Çanakkale ruhu"sözleriyle açıkladı.
İnsani Fikir Akıncıları Derneği (İFADER) Basın Sözcüsü ve Orçun Şekercioğlu'nun arkadaşı olan Yakup Paslı, 15 Temmuz'da yaşananları anlatmak için, kalkışmanın birkaç saat öncesine dikkat çekti. Darbe gerçekleşmeden önce dernekte, kısa bir toplantı yaptıklarını ifade eden Yakup Paslı, yaptıkları muhabbet içeriğinde de 'Türkiye'de bir daha darbe olur mu?' sorusuna cevap aradıklarını ifade etti. Darbeden hiç haberlerinin olmamasına karşın ilginç bir şekilde bu konuda muhabbet ettiklerini ifade eden Yakup Paslı, "Orçun Başkanımız bize, 'Bugün bedel ödeme günüdür. Devletimizi, milletimizi yalnız bırakmayacağız' dedi. Biz de bu sözlerin üzerine sokaklara çıktık. Ancak ben Kısıklı tarafına gitmeme rağmen, başkanımızın vurulduğu an yanında olamadık. Ben başkanımızın vurulduğunu gecenin ilerleyen saatlerinde öğrendim"dedi. Orçun Şekercioğlu'nun vurulduğu an yanında olan Enes Gedikoğlu, "Ben önce Orçun Başkanımızı aradım. İlk olarak yol üzerinde girdiğim bir markette muhtıranın okunduğunu gördüm."diye konuştu.  Gedikoğlu, AK Parti İl Başkanlığı'na geçmek için deniz yoluyla Avrupa Yakası'na geçmeye çalıştıklarını, ancak bu konuda başarılı olamayınca köprüye döndüklerini ifade etti.
 
 
"ORÇUN BAŞKAN SÜREKLİ PLAN YAPIYORDU"
 
 
Gedikoğlu konuşmasını şu ifadelerle tamamladı: "Başkanımız, benden silah bulmamı istedi. Hatta ben Rizeli olduğum için, 'Ne biçim Rizelisin silah bulsana' dedi. Köprüye yaklaştıkça silah sesleri artmaya başladı. Orçun Başkan tam bizden silah isterken, arkadaşımız Erkan, 'Başkanım silah yok. Alalım şu taşları. Filistin'deki çocuklar yıllardır taş atıyorlar' dedi. Erkan'ın bu konuşması sonrası, duygulandık ve Allah'ın verdiği cesaretle köprüye doğru yürümeye başladık. Yaradan o akşam bizim içimizden korkuyu aldı. Taş toplama anında Orçun Başkan plan yapıyordu. Orçun Başkan, 'İlk başta komutan ile konuşmayı deneyeceğim. Ancak başarılı olamazsak hep beraber müdahale edeceğiz' diyordu. Sonra köprüye doğru koşmaya başladık. Biz, silah sıkanlara doğru koşarken, düşen düşüyor kalan koşusuna devam ediyordu. Hani Çanakkale ruhunu anlatırlar ya, aynı öyle. O sırada Erkan, 'Orçun vuruldu' dedi. Ben şok içerisine girdim. Rabbim bize nasip etti. Normalde bizim orada hayatımızı kaybetmememiz çok zor. O sırada Erkan tampon yapıyor. Sonrasında, bir araba bizi aldı ve Orçun Başkan yolda çok fazla kan kaybediyordu. Ancak Erkan arkadaşımız, biraz evvel arkadaşı yanında vurulmuş olmasına rağmen köprüde kalacağını söyledi. Ben de hastaneden sabaha karşı dönüp köprüye gittim ve yeniden Erkan ile buluştum. sonrasında ise köprüyü ele geçirdik."